Anne adaylarının 08.08.08 çılgınlığı

Ağustos 8th, 2008 admin

Anne adaylarının 08.08.08 çılgınlığı

Çocuklarının ”08.08.08” tarihinde doğması için birçok çift hastanelerden sezaryenle doğum randevusu alırken Bahçelievler Medicana Hastanesi’nde 6 bebek dünyaya geldi.      Çocuklarının ”08.08.08” tarihinde doğması için birçok çift hastanelerden sezaryenle doğum randevusu alırken Bahçelievler Medicana Hastanesi’nde 6 bebek dünyaya geldi.

Alınan bilgiye göre, normal günlerde 3 bebeğin dünyaya geldiği hastanede, bugün 6 erkek bebek dünyaya ”merhaba” dedi.

6 ailenin 3′ü, ”08.08.08” tarihinin uğuruna inandıkları için bebeklerinin bugün dünyaya gelmesini tercih ettiklerini belirtti.

Selda Altı, birçok insanın özel günlerini bu tarihte yaşamak istediğini, kendilerinin de bebeklerinin bugün doğmasını çok arzuladıklarını belirterek, ”Çok sağlıklı bir bebeğimiz oldu. Umarız ‘08.08.08′ tarihi bütün bebeklere uğur getirir” dedi.

Zeynep Ertana da doktorun sezaryen tarihi olarak kendilerine 8 Ağustos gününü verdiğinde ”08.08.08” tarihinin farkında olmadıklarını ifade ederek, ”Tamamen tesadüf oldu. Bunu fark ettiğimizde de tarihin özelliği nedeniyle ayrı bir keyif yaşadık. 8 sayısının uğuruna inanmıyoruz ama, bebeğimizin doğum tarihinin ‘08.08.08′ olarak yazılması bir hoşluk yaratacak” diye konuştu.

 

Kategorilenmemiş | İlk yorumu sen yap »

Sezaryen oranı hızla düşüyor

Temmuz 20th, 2008 admin

Sağlık Bakanlığı sezaryeni ‘performans kriterleri’nin arasına sokunce sezaryenle doğum oranı yüzde 40.8’den 32.8’e indi

ANKARA - Türkiye’de sezaryenle doğum oranının olağanüstü yüksek olması nedeniyle harekete geçen Sağlık Bakanlığı, sezaryenle doğum oranlarını da ‘performans değerlendirme kriterleri’ arasına aldı. 2006 yılında yüzde 40.8 olan oran yüzde 32.8’e indi.
Sağlık Bakanlığı sezaryenle doğum oranını Dünya Sağlık Örgütü (WHO) standartlarına ulaştırmak ve normal doğuma yönlendirmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda bir hastanede gerçekleştirilen sezaryenle doğum oranları da, kurumun verimliliğinin bir göstergesi yapıldı.
Sağlık Bakanlığı Performans Yönetimi ve Kalite Geliştirme Dairesi Başkanı Hasan Güler, Türkiye’deki sezaryen oranlarının yüksek olduğunu anlattı: “Biz bakanlık olarak sezaryen oranlarını Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği oranlara çekmek istiyoruz. Bu anlamda sezaryen oranlarını da performans kriterlerinde bir klinik gösterge olarak alıyoruz. Diyoruz ki, tüm hastanelerde sezaryen oranı yüzde 15’i geçmemeli, eğitim hastanelerindeyse yüzde 20’yi geçmemeli.”
2006’dan beri bu uygulamayı gerçekleştirdiklerini anlatan Güler umutlu: “Her geçen gün biraz daha niteliği artırıyoruz. Farkındalıklar arttı, insanlar artık bunu sorgulamaya başladı. Bizim hassasiyetlerimiz ve performans kriteri olarak yürürlüğe koymamız, ülkemizdeki sezaryen oranlarının aşağı düşmesine yol açtı. Bu bir kültürel süreç. Farkındalık artıyor” dedi.

288 bin sezaryen bebeği
Sağlık Bakanlığı verilerine göre, tüm Türkiye’de 2006 yılında toplam doğum oranı 706 bin iken, bu doğumların 288 binini, yani yüzde yaklaşık 40.8’ini sezaryenle doğum meydana getiriyordu. 2007 yılında ise, toplam 766 bin doğum gerçekleşti. Bu doğumlarda ise 251 bin anne, yani yüzde 32.8’lik bir oran sezaryenle doğumu tercih etti. (anka)

 

Sezeryan Doğum | 1 Yorum var »

Sezaryen sonrası cinsellik

Temmuz 19th, 2008 admin

Sezaryen sonrası cinsellik

Doğum sonrası devam eden ağrılı cinsel ilişki de cinselliği olumsuz etkilemektedir. Doğumdan sonraki 6. ayda da süren ağrılı cinsel ilişki görülme sıklığı, normal ve vajinal yırtık olmaksızın doğuran kadınlar ile sezaryen ameliyatı ile doğuran kadınlarda yüzde 3-4 iken, ileri düzeyde vajinal yırtık veya kesi ile doğum yapanlarda yüzde 11-14 olarak bulunmuştur. Bu nedenle anneye göre iri bebekleri olanlarda, normal doğumu ileri düzeyde yırtıklara neden olacak şekilde zorlamamak ve bu bilgileri doğum öncesi anne adayıyla paylaşmak gerekiyor.

Sezeryan ve Cinsellik | 3 Yorum var »

Etiketler:

Sezeryan Doğum İzle

Temmuz 12th, 2008 admin

National Geografic Tv’nin Anne Karnında belgeselinden kesittir. Sezeryan doğum ile ilgili görüntüler bulunmakta görüntüler sizi rahatsız edebilir.

Sezeryan Doğum Video | 12 Yorum var »

Etiketler: ,

Sezaryenle doğumda astım riski var

Temmuz 12th, 2008 admin

Sezaryenle doğumda astım riski var

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, sezaryenle dünyaya gelen bebeklerde saman nezlesi ve astım gibi alerjik hastalıkların daha fazla görüldüğünü söyledi.

İSTANBUL - Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, “alerjik hastalıkların sezaryenle dünyaya gelen bebeklerde daha fazla görülmesinin nedeni, bağırsaklarında ‘dost mikroplar’ yerine farklı cinsten ve farklı miktarlarda bakterilerin yerleşmiş olmasıdır” dedi.

 Bu hastalıkların özellikle gelişmiş ülkelerde çocuk ve genç erişkinler arasında adeta “salgın bir hastalık” gibi her geçen gün yaygınlaştığına işaret eden Prof. Dr. Küçükusta, bu artışın çevresel faktörlerle ilgili olduğunun düşünüldüğünü ve bunların başında da “batı tarzı yaşama stili”nin getirdiği farklılıkların yer aldığını anlattı. Prof. Dr. Küçükusta, şunları kaydetti:
“Batı tarzı yaşama stilinin getirdiği farklılıkların arasında, insanların zamanlarının çoğunu kapalı mekanlarda geçirmeleri ve alerjenlere daha fazla maruz kalmaları, çocukluk çağı enfeksiyonlarının azalması, yaygın antibiyotik kullanımı, hazır ve katkı maddeli besinlerin daha fazla tüketilmesi, obezite ve hava kirliliği geliyor.”

SEZARYENLE DOĞUM VE ALERJİK HASTALIKLAR

Son yıllarda yapılan araştırmaların, bu artışta sezaryenle doğumundaha yaygın uygulanır olmasının da önemli rolü olabileceğini gösteren bulgular vermeye başladığını dile getiren Prof. Dr. Küçükusta, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sezaryenle dünyaya gelen bebeklerde, hem yumurta ve süt gibi önemli besinlere karşı alerjiler, hem de egzama, saman nezlesi ve astım gibi alerjik hastalıklar daha fazla görülüyor. Astım ve saman nezlesi olan 250 çocuk üzerinde yaptığım araştırmada, bu çocukların yüzde 78’inin sezaryenle dünyaya geldiklerini belirledim.”

Hijyen teorisine göre, alerjik hastalıklardaki artışın nedeninin, bebeklerin yaşamlarının ilk aylarında çok temiz ortamlarda büyütülmeleri ve mikroplarla çok az karşılaşmaları olduğunu belirten Prof. Dr. Küçükusta, adeta steril ortamlarda yetiştirilen, çok sık antibiyotik verilen, pek çok virüs ve bakteriye karşı aşılanan ve bu nedenle de çok az enfeksiyon geçiren çocukların bağışıklık sistemlerinin mikroplarla yeteri kadar tanışamadığını vurguladı.

Uğraşacağı mikroplarla karşılaşamayan bağışıklık sisteminin ise “toz, tüy, küf, polen” gibi mikrop olmayan, ama onlara benzeyen maddelere de mikropmuş gibi davranarak anormal tepkiler gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Küçükusta, bu anormal tepkilerin de alerjik hastalıklar olarak kendini gösterdiğini bildirdi.

SEZARYENİN ETKİLERİ

Prof. Dr. Küçükusta, konuşmasına şöyle devam etti:
“Sezaryenle doğan bebeklerde bağışıklık sisteminin gelişmesi ve olgunlaşmasında aksaklıklar meydana geliyor. Anne karnında iken vücudunda hiçbir mikrop bulunmayan bebeklerin mikroplarla ilk karşılaşmaları doğum sırasında gerçekleşiyor. Normal yolla doğan bebekler, annelerinin doğum kanalında bulunan mikropları alıyorlar ve bebeklerin bağırsaklarına bu mikroplar yerleşiyor. ‘Bifidobakteri’, ‘bakteroides’ ve ‘laktobasiller’den oluşan ve ‘dost bakteriler’ olarakda bilinen bu mikroplar, bebekte normal bağışıklığın gelişmesi için çok gereklidir.”

Sezaryen doğumlarında ise steril şartlarda dünyaya gelen bebeklerin ilk mikroplarını deri teması ile ve hastanedeki yüzeylerdenaldığını anlatan Prof. Dr. Küçükusta, şunları söyledi:
“Bu nedenle de sezaryenle doğan bebeklerin bağırsak floralarını, vücuda yararlı dost mikroplar yerine hastane mikropları oluşturuyor. Alerjik hastalıkların sezaryenle dünyaya gelen bebeklerde daha fazla görülmesinin nedeni, bağırsaklarında ‘dost mikroplar’ yerine farklı cinsten ve farklı miktarlarda bakterilerin yerleşmiş olmasıdır.”

Prof. Dr. Küçükusta, astım, saman nezlesi veya egzama gibi bir alerjik hastalığı olan anne adaylarının sezaryen doğumdan kaçınmalarının, çocuklarında bu hastalıkların görülme riskini azaltacağını kaydederek, tıbbi açıdan zorunlu değilse normal doğumun daima tercih edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Sezeryan Doğum | İlk yorumu sen yap »

Etiketler:

Yanlış bilgi sezaryene yöneltiyor

Temmuz 12th, 2008 admin

Yanlış bilgi sezaryene yöneltiyor

Uzmanlar doğum tercihin anneye değil, hekime bırakılmasından yana…

İZMİR - Gelişmiş ülkelerin çoğunda kadınlar daha sağlıklı ve düşük maliyetli olduğu gerekçesiyle normal doğuma yönelirken, Türkiye’de özellikle büyük şehirlerde sezaryenle doğum yapan kadınların sayısında artış gözleniyor.

 Tıbbi gerekçelerin dışında isteğe bağlı yapılan sezaryenlerin sayısında önemli artış yaşandığına dikkati çekiliyor ve Türkiye’de yaygın olan uygulamanın tersine, sezaryen kararının anne tarafından değil, hekimlerin tavsiyesi üzerine alınması gerektiği vurgulanıyor.

“BEBEĞİN BURCUNU BELİRLEMEK BİLE SEZARYEN NEDENİ OLABİLİYOR”

Kadınların normal doğum yerine sezaryeni tercih etmelerinin nedenleri arasında önyargılar kadar “komik” denebilecek şahsi tercihlerin bulunduğuna dikkati çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Güliz Demircioğlu, bebeğin evlilik yıldönümü, doğum günleri gibi özel günde dünyaya gelmesi ya da bebeklerinin burcunun dahi çiftlerin sezaryeni tercih etme nedenleri arasında yer alabildiğini belirtti.

“Yanlış ve eksik bilgiler anneyi, parasal kaygılar ve daha az zahmetli olması da doktoru sezaryene yöneltiyor” diyen Demircioğlu, tıbbi olarak herhangi bir gereklilik olmaması durumunda, normal doğumun hem anne, hem de bebek açısından daha rahat olduğunu söyledi.

Demircioğlu, doğumun nasıl yapılacağı kararının doktor ve aile tarafından ortak alınması gerektiğine işaret ederek, gelişmiş ülkelerdeki uygulamalara bakıldığında tıbbi gerekliliği olmayan sezaryen sayılarının çok azaldığını, sağlık sigortalarının da isteğe bağlı sezaryeni karşılamadığını kaydetti.

“EKSİK VE YANLIŞ BİLGİLER KADINLARI KORKUTUYOR”

Uzmanların altını çizdikleri temel noktaların başında, doğumun hastalık değil, fizyolojik olay olduğu gerçeği geliyor. Normal doğumun ne zaman olacağının tam olarak bilinememesi, doğumun uygunsuz zaman ve ortamda başlayabileceği, hastaneye yetişememe veya doktoruna ulaşamama ve çok ağrı çekme korkusuyla kadınların tercih haklarını sezaryenden yana kullandıklarını ifade eden Demircioğlu, sancının başlamasıyla doğum arasında makul süre olduğu kaydetti.

Dr. Demircioğlu, son yıllarda ağrısız normal doğum yöntemlerinin de çok geliştiğine işaret ederek, kadınların normal doğumdan korkmalarının genelde, eksik ve yanlış bilgilendirmeden kaynaklandığını kaydetti. Normal doğumda yapılabilecek epizyotomi (doğum kesisi/dikişli doğum) sonrasında ilerideki yaşlarda idrar kaçırma ve cinsel hayatın olumsuz etkilenmesi gibi sorunların gelişebileceği yönünde kulaktan dolma bilgilerin de halk arasında yaygın olduğuna işaret eden Demircioğlu, “Bu rahatsızlıkların oluşmasının nedeni, bu işlemin yapılması değil, yapılmaması ya da eksik yapılmasıdır” diye konuştu. Demircioğlu, rahim kaslarının doğum sırasında zorlanma sonucu kendiliğinden yırtılmaları durumunda, bu kasların eski işlevlerini tam olarak yerine getirmelerinin güç olduğunu, ancak doğum esnasında doktorun yapacağı müdahaleyle kesilen kasların kısa sürede iyileştiklerini kaydetti.

“BİLİNÇ ARTTIKÇA SEZARYEN AZALACAKTIR”

Demircioğlu, anne adaylarının doğum konusundaki bilinçlerinin artmasıyla birlikte sezaryen sayısının azalacağını düşündüğünü de ifade etti. Demircioğlu, normal doğum sürecindeki bir hastayla kıyaslandığında, sezaryen ile doğumda doktorun hasta için sarf ettiği zamanın çok daha kısa olduğunu, üstelik çalışma saatleri açısından da bakıldığında doktor açısından sezaryenin avantajlı olduğunu belirtti ve şunları ekledi:
“Üstelik mevcut sistemde, hekimin kararına uyma anlayışı içinde olmayan hastaya normal doğum için ısrarcı olmanız da açıkçası çok kolay değil. Hasta, sizin muayenehanenizden çıkıp başka bir doktora yönelebiliyor. İsteğe bağlı sezaryen konusunda dolayısıyla fikrimizi söylemekten öteye geçemiyoruz.”

HANGİ DURUMLARDA SEZARYEN ÖNERİLİYOR?

İsteğe bağlı sezaryene olumlu yaklaşan doktorlar ise gelişen anestezi yöntemlerini, enfeksiyon problemlerinin azalmasını ve güçlü antibiyotiklerin ortaya çıkmasını, ameliyat dikiş materyallerindeki gelişmeleri ve cerrahi tekniklerin ilerlemesini örnek göstererek, sezaryen ameliyatlarının artık güvenli ve kolay işlem haline geldiğini belirtiyorlar.

Öte yandan, sezaryenin sadece normal doğumun mümkün olmadığı durumlarda uygulanması gerektiğini savunan doktorlar ise riski ne derece az olursa olsun “doğumun fizyolojik bir olay, sezaryenin ise bir ameliyat” olduğuna işaret ediyorlar. Sezaryenin tavsiye edildiği durumlar arasında şunlar sayılıyor:
Bebeğin rahim kanalına baş pozisyonunda gelmemesi, plasentanın erken ayrılması, bebeğin başıyla annenin kemik yapısı arasında uyumsuzluk, iri bebek, çoğul gebelikler, rahimdeki miyomlar, ıkınmanın riskli olduğu durumlar (ileri derecede kalp hastalıkları gibi), annenin önceden geçirdiği bazı ameliyatlar, ciddi doğum korkuları, kordon sarkması veya kordonun önde gelmesi.
 

Sezeryan Doğum | İlk yorumu sen yap »

Etiketler:

Sezaryen sonrası normal doğum şansı

Temmuz 12th, 2008 admin

Sezaryen sonrası normal doğum şansı

İlk doğumunu sezaryenle yapan kadınların normal doğum yapabilecekleri belirtildi.

ANKARA - Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Mete İtil, belirli şartların oluşması halinde, ilk bebeğini sezaryenle dünyaya getiren kadınların vajinal (normal) doğum yapmasının mümkün olabildiğini söyledi.

Prof. Dr. İsmail Mete İtil, Türkiye’de son zamanlarda gelişmiş merkezlerde ve seçilmiş vakalarda sezaryen sonrası vajinal doğum yapılabildiğini söyledi. Bunun rutin bir uygulama olmadığını ifade eden İtil, ilk sezaryenin rahim darlığı gibi, diğer doğumların da bu yolla yapılmasını gerektirecek bir nedenden dolayı gerçekleştirilmesi halinde, normal doğumun mümkün olamayacağını bildirdi.

İtil’in verdiği bilgiye göre, sezaryen sonrası vajinal doğum gerçekleştirilebilmesi için hem bebeğin hem de doğumun çok iyi takip edilmesi, kan kaybından ölümlerin engellenmesi, kanama halinde hemen kan verilmesi ve hastanın hemen ameliyata alınması gerekiyor. İtil, bu şartların sağlanamaması halinde sezaryen sonrası normal doğumun riskli olduğunu bildirdi.

SEZARYEN SONRASI VAJİNAL DOĞUMUN RİSKLERİ

Anne adayının sezaryen sonrası vajinal doğum yapmak istemesi halinde, doktorunun durum değerlendirmesi yaparak bunun risklerini hastasına iyi anlatması gerektiğini vurgulayan İtil, şunları söyledi:
“Sezaryen sonrası vajinal doğumda hem anne hem de bebeğin yaşamı tehlikeye girebilir. Çünkü rahimde daha önce yapılmış ameliyata bağlı nedbe dokusu (eski yara) vardır. Burası doğum ağrıları sırasında yırtılabilir. Böyle bir yırtık oluşursa anne ve bebeğin yaşamı tehlikeye girer. Bu riskle karşılaşmamak için, olanaklar da yeterli değilse, sezaryenle gerçekleştirilen ilk doğumdan sonraki doğumların da aynı yöntemle yapılmasında yarar vardır.”

İtil, teknik olanaklar geliştikçe ve hasta yoğunluğu azaldıkça sezaryen sonrası vajinal doğum oranlarının artabileceğini söyledi.

TÜRKİYE’DE SEZARYEN ÇOK YAYGIN

Türkiye’de sezaryenle doğum oranının arttığına işaret eden İtil, Dünya Sağlık Örgütünün önerdiği oranının yüzde 15-25 olmasına rağmen, ülkedeki bazı hastanelerde bu oranın yüzde 60-70’lere kadar çıkabildiğini belirtti.

Sezaryen yapılmasını gerektirecek şartların belli olduğunu anlatan İtil, bunların dışında, hastanın kendi isteği gibi durumların iyi değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

İtil, “Normal doğumun avantajları ve sezaryenin dezavantajları hastalara ayrıntılı olarak anlatılmalıdır. Bugünkü veriler ışığında, herhangi bir endikasyonu olmayan olguda sezaryenin normal doğuma üstün olduğunu savunmak mümkün değildir” diye konuştu.

 

 

Sezeryan Doğum | İlk yorumu sen yap »

Etiketler:

Sezaryen bebek için tehlikeli

Temmuz 12th, 2008 admin

  Yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre sezaryenle dünyaya gelen bebeklerin ilk bir ay içinde ölüm riski, normal doğumla dünyaya gelenlerden 3 kat daha fazla. Çünkü normal doğum bebeklerin nefes alıp verme faaliyetlerinin daha düzenli olmasını sağlıyor.

Sadece doğum sancılarından korktukları için normal doğum yerine sezaryenle doğum yapmayı düşünen kadınlara ABD’li uzmanlardan uyarı. Kapsamlı bir araştırmanın sonuçlarına göre sezaryenle dünyaya gelen bebeklerin ilk bir ay içinde ölüm riski, normal doğumla dünyaya gelenlerden 3 kat daha fazla. Çünkü normal doğum, bebeklerin nefes alıp verme faaliyetlerinin daha düzenli olmasını sağlıyor.

 ABD’de üç yıl boyunca hem sezaryen yöntemiyle hem de normal doğumla dünyaya gelen 5 milyon 700 bin bebek üzerinde yapılan bir araştırma sezaryenin bebek ve anne sağlığı açısından çok daha riskli olduğunu ortaya koydu.

ABD’li uzmanlara göre sezaryen yöntemiyle dünyaya gelen bir bebeğin normal doğumla dünyaya gelen bir bebeğe kıyasla ilk bir ay içinde ölüm riski 3 kat daha fazla.

Çünkü normal doğum sırasında bebekler akciğerlerinde biriken sıvıyı sezaryene kıyasla çok daha başarılı bir şekilde atabiliyor. Normal doğum akciğerlerin sağlıklı çalışmasını teşvik eden hormonların salgılanmasını da artırıyor. 
Sezaryen doğumlarındaki artış endişe yaratıyor.

Uzmanlar, normal doğumun bir anlamda bebeği yaşama hazırlamak anlamına geldiğine dikkat çekiyor Ve anne adaylarına sezaryeni zorunlu kılan bir sağlık sorunu olmadığı sürece normal doğumu tercih etmelerini öneriyor.

Sezaryenle doğum yapan kadınların iyileşme dönemlerinin normal doğum yapanlara kıyasla daha uzun sürdüğüne de dikkat çeken doktorlar “bebeğinizin en güzel anlarında kendi sıkıntılarınızla uğraşmak zorunda kalmayın” tavsiyesinde bulunuyor.
Kaynak: ntvmsnbc.com

Sezeryan Doğum | İlk yorumu sen yap »

Etiketler:

Sezaryen bir sonraki hamilelik için de riskli

Temmuz 11th, 2008 admin

Sezaryen bir sonraki hamilelik için de riskli

Doktorlar her ne kadar normal doğumu önerse de, çok sayıda kadın bazen saatlerce süren acılar çekmektense sezaryeni tercih ediyor. Ancak uluslararası bir jinekoloji dergisinin yayımladığı çalışma, sezaryenin ciddi sakıncalar yaratabileceğini somut bir biçimde ortaya koydu.

5 milyon hamile kadınla ilgili bilgilere dayanan araştırmaya göre, ilk doğumunu sezaryenle yapan kadınlar ikinci hamileliklerini riske atıyor. Zira, araştırmaya göre, kadınların ikinci hamileliklerinde plasentanın döl yolunu kapaması ya da plasentanın rahimden ayrılması gibi sorunlarla karşı karşıya kalma olasılığı, normal doğum yapanlara göre neredeyse yüzde 50 daha fazla.

Riski artıran unsursa, rahimde ilk doğumdan kalan yara izi.

Uzmanlar, hamilelikte kanamaya yol açan bu sorunların hem anne hem de bebek açısından çok tehlikeli olduğu uyarısında bulunuyor ve sezaryen isteyen kadınların bu riskler konusunda uyarılması gerektiğini vurguluyor.

kaynak: ntvmsnbc.com

Sezeryan Doğum | İlk yorumu sen yap »

Sezaryenle doğum ne zaman uygulanmalı?

Temmuz 11th, 2008 admin

Sezaryenle doğum ne zaman uygulanmalı?

Sağlık Bakanlığı tarafından, ülkedeki sezaryenle doğum oranının AB ülkeleri ve ABD’nin çok üzerinde olması nedeniyle uygulamada birlikteliğin sağlanması amacıyla bir rehber hazırlandı.

Sağlık Bakanlığı yetkililerinden alınan bilgiye göre, Türkiye’de yüzde 40 civarındaki sezaryenle doğum oranı, AB ülkeleri ve ABD’deki oranların çok üzerinde bulunuyor.

Bu nedenle, uygulamada birlikteliğin sağlanması ve hekimlerin klinik pratiklerinde yol gösterici olması amacıyla Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği, Türk Perinatoloji Derneği, Türkiye Maternal Fetal Tıp ve Perinatoloji Derneği’nin iş birliğinde Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü Doğum Programı Bilim Kurulu tarafından “Doğum Eylemi Yönetim Rehberi” hazırlandı.

Ancak, söz konusu rehberin değişmez kurallar dizisi olmadığı ve hastaya sunulan hizmetlerin hukuki standartlarını oluşturmadığı, tıbbın ana prensibi olan “Hastalık değil, hasta vardır” kuralına uygun olarak, her hastanın durumunun kendi özel koşulları içerisinde değerlendirilmesinin temel prensip kabul edildiği bildirildi.

SEZARYENLE DOĞUM ORANI ÇOK YÜKSEK

Rehberde, genel olarak sezaryenin; vajinal doğumun güvenle tamamlanmasının mümkün olmadığı durumlarda veya vajinal doğumla birlikte bebek veya annede hastalık veya ölüm oranında belirgin artış riskinin bulunması halinde uygulanması gerektiği bildirildi.

2003 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmasına göre, yüzde 21.2 olan sezaryen oranının son doğum sayılarına bakıldığında yer yer yüzde 40’lara ulaştığı belirtilen rehberde, “Mevcut oranın gelişmiş ülkelerin oranlarının ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından konulan hedefin (yüzde 5-15) üzerinde olduğu bilinmektedir” denildi.

Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğünce bunun nedenlerini ortaya koyacak geniş çalışmalar planlanmış olmakla birlikte, bu oranı yükselten nedenler arasında isteme bağlı ve mükerrer sezaryenlerin artması, endikasyonların genişletilmesi gibi faktörlerin rol oynadığı belirtildi.

Günümüzde anestezi, kullanılan ilaç ve malzemeler, cerrahi ve postoperatif bakımdaki gelişmelerin sezaryenlere bağlı ölüm ve hastalıkları azalttığı, ancak halen enfeksiyon, kanama, transfüzyon ihtiyacı, tromboembolik riskler, hastanede daha uzun kalma, iyileşmenin daha geç olması, daha çok ağrı çekilmesi gibi risklerin devam ettiği kaydedildi.

Amerikan Kadın Doğumcular Birliği’nin (ACOG), “Sezaryenlerin isteme bağlı değil, tıbbi nedenlere bağlı yapılması gerektiği” açıklaması hatırlatılarak, “Bakanlığımızca anne sağlığını korumak amacıyla ülke genelinde kamu ve özel sağlık kuruluşlarında doğum eylemi ve sonuçlarının izlenmesi çalışmalarına başlanmıştır. Bu çerçevede sezaryen endikasyonları ve sonuçlarının izlenmesi de önem arz etmektedir” denildi.

Modern doğum hekimliğince önerilen tıbbi gerekçe ve endikasyonlara uyulması, hasta dosyalarına kayıtların belirli bir formda ve uygulama birliği içinde, detaylı ve doğru olarak yazılması, istatistiklerin düzgün tutulması ve etik kurallara uyulmasının bu hedefe ulaşmayı sağlayacak en önemli önlemler olduğu bildirildi.

“SEZARYEN, NORMAL DOĞUMUN ALTERNATİFİ DEĞİL”

Rehberde, uygulamaya yönelik temel Öncelikler de yer aldı.

Buna göre, sezaryen ile doğumun cerrahi bir girişim ve tıbbi gerekçelerle yapılmasının esas olduğu ve vajinal doğumun alternatifi olmadığı vurgulandı.

Uygulamaya yönelik temel öncelikler şöyle:

 Sezaryen planlanırken, gebeye ve gebeliğe özgü yararları ve riskleri göz önüne alınmalıdır,
 Annenin istemi, sezaryen için tek başına yeterli bir neden olmamakla beraber, kişiye ait aşırı korku, endişe, panik gibi psikolojik durumların varlığı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu durumlarda yeterli ve doğru danışmanlık verilmelidir,
 Sezaryen kararı, her hastanın bulguları bireyselleştirilerek verilmelidir. Tüm tıbbi müdahalelerde olduğu gibi, sezaryen olgularında da bilgilendirilmiş ve aydınlatılmış hasta onay formu alınmalıdır.

Rehberde, sezaryen oranının düşürülmesi için de şu öneriler yer aldı: Doğum eyleminin takip edildiği bütün gebeliklerde spontan doğum ilerleyişini izlemek için partograf kullanılmalıdır,
 Gebeliğin 36. haftasından itibaren komplikasyonsuz tekil makat bebeği olan gebelere, istisnai durumlar dışında (doğum eylemi başlamış, daha önce dikiş veya yaralanma yeri ve anormalliği, fetal sıkıntı, membran rüptürü, vajinal kanaması olan gebeler) dış sefalik versiyon (DSV) önerilebilir. Uygulama öncesi girişimin riskleri, anne adayına aydınlatılmış hasta onay formu ile açıklanmalıdır,
 42. gebelik haftasını aşan, komplikasyonsuz tekil gebelik yaşayan gebelerde, tedavinin bireyselleştirilmesi ve olguya göre karar verilerek doğum şeklinin belirlenmesi önerilmektedir,
 Doğumun indüklenmesi ile sezaryen oranında ve diğer komplikasyonlarda artış olabileceği bilinmelidir. Bu konu hakkında gerekli bilgiler anneye verilmelidir,
 Uygun olan vakalarda sezaryen sonrası vajinal doğum önerilebilir. Uygulama öncesi girişimin riskleri anne adayına aydınlatılmış hasta onay formu ile açıklanmalıdır.

 

Kaynak: ntvmsnbc.com

Sezeryan Doğum | 1 Yorum var »

Etiketler:

 
© 2008

Zirve100 Sağlık Bilgileri