En ideal doğum yöntemi sizce hangisi?

admin tarafından 27 Eylül 2008 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Op. Dr. Seval Taşdemir; bir anne adayının hangi yöntemle doğum yapması gerektiğine, onun psikolojik ve tıbbi yapısına bakılarak karar verilmesi gerektiğini söyledi ve ekledi: İdeal yöntem kişiden kişiye değişir!..

Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü Op. Dr. Seval Taşdemir, doğum yöntemleriyle ilgili sorularımızı yanıtladı

 En ideal doğum yöntemi hangisidir?
Şartlar normal ise; normal doğumdur. Ama hastanın doğum şekli sezaryen gerektiriyorsa; tartışmasız sezaryendir. Yan gelişler, bebeğin eşinin yani içinde bulunduğu torbanın doğum kanalını kapatması ya da iri bebek sezaryen gerektirir. Şartlar uygunsa epidural anestezi ile doğum da idealdir. Ama hasta için hastane o konforu sağlıyorsa yani hastanın başında doğum doktoru ile birlikte özel anestezi uzmanı bulundurarak doğumu gerçekleştiriliyorsa; bu arzu edilen doğum şeklidir. Bu şekildeki epidural doğum hem hasta, hem de hekim için özel bir konfordur. Yalnız Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için büyük bir yüktür. Onun için en uygun doğum yöntemi; eğer hasta uygunsa normal doğumdur.

DÜŞÜĞÜN ETKİSİ YOKTUR
* Üst üste düşük yaptıktan sonra hamile kalanlar için en güvenli yöntem nedir?
Üst üste düşük yapmanın doğum şekliyle bir ilgisi yoktur. 3 tane bebeğini 2-3 aylıkken kaybeden aileler, genel eğilim olarak normal doğum riskini almamak için sezaryen konusunda ısrarcı oluyorlar. Ancak düşük yapmış olmak aslında sezaryen yapmayı gerektirmez. Bu durumdaki hastalara her iki doğum şekli de anlatılır. Hastanın psikolojik ve tıbbi yapısına hangi doğum şekli daha uygunsa, o uygulanmalıdır.

* Diyabet hastası bir anne adayı mutlaka sezaryeni mi seçmelidir?
Diyabet gebeliği riskli gebeliktir. Diyabet gebeliklerinde iri bebek veya bebekte gelişme geriliği, annelerde tansiyon yükselmesi, ödemle birlikte gebelik zehirlenmesi sık görülür. Bu durumlar, sezaryenle doğumu gerektiren durumlardır. Diyabetli bir gebeliğin sezaryen olma oranı yüksektir.

SEZARYEN İZ BIRAKABİLİR
* Tüp bebek yöntemiyle hamile kalan kadınlar için en uygun doğum yöntemi sezaryen midir?
Bütün tüp bebek hastaları normal doğum yaptırmak zorunda değildir. Ancak genelde, geç yaştaki hastalar için biz sezaryeni öneriyoruz.

* Sezaryenden sonra kadınlarda operasyon izi kalıyor mu?
Her hastanın doku yapısı değişiktir. Bazı hastalarda fazla, bazılarında az iz kalabilir. Kesilen yerde en azından çizgi halinde iz kalır. Türkiye’de ameliyat yerini lazer adı verilen deri içi yöntemiyle dikmek mümkün. Bu dikiş bikini bölgesine yapıldığı için de estetik bir sorun oluşturmaz.

* Sezaryen yaptırmaması gereken anne adayları var mı?
Yara iyileşme problemi olanlara, sezaryeni önermeyiz. Diyabet ve şeker hastalarında bu tür sorunlar olabilir. Genel anesteziye karşı duyarlılığı olanlar da, sezaryen kararını gözden geçirmelidir. Bu kişiler epidurali deneyebilir. Kanama ya da pıhtılaşma gibi kan hastalığı olanlar da sezaryen konusunda dikkatli olmalıdır.

Kaynak: Sabah günaydın

Doktorların kıymetli zamanı sezaryeni artırdı

admin tarafından 25 Eylül 2008 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Doktorların kıymetli zamanı sezaryeni artırdı

İSTANBUL – 1 Eylül’de yürürlüğe giren, Sağlıkta Performans ve Kalite Yönergesi’nde kurumsal performans kriterleri arasında bir hastanede gerçekleştirilen sezaryenle doğum oranları da yer alacak. Sezaryen oranlarını düşürmek ve normal doğuma yönlendirmek amacıyla belirlenen bu kritere göre, eğitim hastanelerindeki sezaryenle doğum oranının yüzde 20’yi, diğer hastanelerde ise yüzde 15’i geçmemesi gerekiyor. Sezaryenle yapılan doğumların azlığı ya da çokluğu, kurumun verimliliğinin bir göstergesi olacak. Buna ek olarak Sağlık Bakanlığı sezaryen oranlarının düşürülmesi amacıyla fazla sezaryen yapan doktorları üç ay eğitime almayı planlıyor. Uzmanlar sezaryen oranlarının yüksekliğini ve yeni yönerge çerçevesinde alınan ve alınması gereken önlemleri değerlendirdi.

Sağlık Bakanlığı sezaryenle doğum oranını Dünya Sağlık Örgütü standartlarına ulaştırmak ve normal doğuma yönlendirmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, tüm Türkiye’de 2006 yılında toplam doğum oranı 706 binken, bunun 288 binini, yani yüzde 40.8’ini sezaryenle doğum meydana getiriyordu. 2007 yılında ise toplam 766 bin doğum gerçekleşti. Bu doğumlarda ise 251 bin anne, yani yüzde 32.8’lik bir oran sezaryenle doğumu tercih etti. Bu düşüşe rağmen ülkemizde sezaryenle yapılan doğum oranı Dünya Sağlık Örgütü’nün hedef koyduğu yüzde 5-15 düzeyinin oldukça üzerinde. Üstelik bu oran özel hastenelerde yüzde 70’e kadar çıkyor.

SEZARYENE TEŞVİK ENGELLENMELİ
Sağlık Bakanı Müşteşarı Dr. Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu
NTV’ye Sorun programına katılan Sağlık Bakanı Müşteşarı Dr. Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, sezeryan doğumlarda devletin sigortalılar için ödediği sezaryen masraflarının azaltılaması, normal doğumda ödenen paranın ise artırılması gerektiğini belirterek, “Sezaryen, sonradan komplikasyonlarıyla hem çocuğun hem annenin sağlığını ileri hayatlarında olumsuz etkileyecek bir biçim ve bir usuldür. Bunu tıbbi araştırmalar ortaya koymuş durumda. Ve dolayısıyla sezaryenle doğumun teşvik edilmemesi lazım kıymetli meslektaşlarımızca. Yurttaşlarımızca da tercih edilmemesi lazım. Ama bu tercihte mutlaka kamu hastanelerinde veya özel hastanelerde sosyal güvenlik kurumlarınca sezaryenle doğuma ödenen fiyat ile normal doğuma ödenen fiyat arasındaki farkta bir belirleyici faktör olmaktadır. Yani sezaryenle doğuma sosyal güvenlik kurumu daha fazla para ödemektedir ve normal doğuma ise daha az para ödemektedir. Halbuki normal doğum hem hekimi hem sağlık personelini hem doğum salonunu daha fazla sürede ve daha fazla kişiyi meşgul eden bir tarzda gelişmektedir. Dolayısıyla sağlık uygulama tebliği diye tabir ettiğimiz sosyal güvenlik kurumu geri ödemelerinde mutlaka sezaryen seviyesinde olmalıdır veya sezaryen ücreti normal doğum seviyesine yaklaştırılmalıdır ve bir çizgide buluşturulabilmelidir. Bu da çok önemli bir katkıda bulunacaktır sezaryenle doğumların azalmasına” dedi. Dr. Gümrükçüoğlu, gerekli durumlarda sezaryenin mutlaka uzmanların denetiminde gerçekleştirilmesi ancak diğer durumlarda hastaların normal doğuma teşvik edilmesi ve bu anlayışın yerleşemesi gereketiğini de sözlerine ekledi.

Görüşlerini aldığımız uzmanlar da normal doğumun önerilmesini savunuyorlar. Ancak toptan yaptırımlar bazı sıkıntılara yol açabileceğine dikkat çekerek, kriterlerin iyi saptanıp değerlendirmelerin buna göre yapılması gerektiğini savunuyorlar.

TÜKETİM KÜLTÜRÜ ORANLARI ARTIRIYOR
Dr. Hüseyin Demirdizen Tabip Odası Genel Sekreteri
Sezaryenle yapılan doğumlarda görülen artışla ilgili olarak üç ana neden söylemek mümkün. Bunlardan biri ticari nedenler. İkincisi Türkiye’deki sağlık kültüründe yaratılan değişiklikler. Vatandaşı memnun etme algısı, vatandaşın taleplerinin öne çıktığı üzerine bir algı var. Oysa sağlık hizmetlerinde gerçekten gerekli olanla vatandaşın talebi arasında farklılıklar olabilir. Örneğin şeker hastasını perhize sokmak vatandaşı memnun etmez ama onun için gereklidir. Sigara içen birinin sigarasını kesmek onu memnun etmez ama sağlık için gereklidir. Böyle bir tüketim topluımunda vatandaş memnuniyeti, müşteri mennuniyeti gibi algılanıyor. Doktorların farklı nedenlerle buna yardımcı olduklarını hatta zaman zaman bu tüketim kültüründe yönlendirici olduklarını söyleyebiliriz. Üçüncü neden de sezaryen, hekimlerimizin daha ağırlıklı olduğu kendisine bağımlı, kendisinin daha kolay denetleyebileceği bir yol. Tatilini, dinlenmesini, gecesini, gündüzünü ayarlama olanağı var. Aslında tüm bu nedenler içiçe. Sezaryenin artmasında tıbbi nedenlerden hekimlerin de rolünün olduğunu, Türkiye’de piyasalaşan sağlık sektörünün etkisinin olduğunu, bu son dönemlerde oluşan sağlık bilincindeki ve sağlık sektöründeki değişimin de etkili olduğunu olduğunu söyleyebiliriz. Sosyal talep gibi oluştu, ekonomik güçleri yerinde olan kişilerin yalnızca doğum anını düşünen bir yaklaşımları oldu. Ancak bu doğru bir yaklaşım değil.

RİSK YOKSA NORMAL DOĞUM ÖNERİLMELİ
Eğer bebeğe ya da anneye bağlı sezaryen olmayı gerektirecek bir durum yoksa bütün tıbbi bilgiler doğum gibi fizyolojik bir olayın normal yollarla yapılması gerektiğini yazar. Bebek ve annede sağlık riskleri yoksa hem fizyolojik olarak hem de daha sonra çocukla anne arasında psikolojik bağın geliştirilmesinde annenin o fizyolojik süreci tamamlaması nedeniyle, çocuğun anestezi gibi birtakım maddelerin olumsuz yan etkileri dolayısıyla ve başka pek çok nedenle dünyanın hemen her yerine özel durumlar hariç normal doğum önerilir. Öğrencilere de okullarda bu öğretilir.

KRİTERLER İYİ SAPTANMALI
Hükümet özellikle de Sağlık Bakanlığı sağlık alanında biraz ekonomik pencereden biraz da ceza penceresinden bakarak değerlendiriyor. Her ikisi de aslında gerçekten sezaryene ihtiyacı olanı da cezalandıran bir tutumdur. Çünkü bu tür uygulamalardan sonra sağlık kuruluşları sezaryenden uzak durur ama bu sefer gerçekten sezaryene ihtiyaç duyan insanlar da bundan mağdur olabilirler. Bazı alanlarda uzmanlaşmış bazı kurumlar var. İhtiyacı olanlar oraya yönleniyor. Öyle olunca sanki oraya gidenlerin hepsi gerekmese de sezaryenle doğum yapmış gibi oluyor. Bir ön değerlendirme, ön eleme yapmadan, kurum düzeyinde ve kişi düzeyinde, sen çok sezaryen yaptın demek de bu konuda yetkin insanların hizmetlerinden yoksun olmayı getirir. Bu da sağlıklı bir şey değil. Bu konuda ulusal ve bölgesel düzeyde bir planlamaya ihtiyacımız var. Normal doğumun ve sezaryen doğumun kriterleri iyi tespit edilmeli. Kaç tane yaptırırsa yaptırsın gerçekten bu kriterlere bakılmış mı? Sezaryen endikasyonu korunmuş mu diye olgu düzeyine bakmaya ihtiyaç var ama sadece çok sezaryen yaptırmış olanlara ceza veririm, parasını da keserim demek modern eğitim ve modern sağlık hizmetleri konusunda çok fazla dikkate alınacak yaklaşımlar değil.

İlkesel olara bu soruna katılıyoruz ve davranışların normal doğumu teşvik etmesi yönünde değiştirilmesi gerektiğini biz de yıllrdır söylüyoruz. Ekonomik olarak hiçbir neden olmasa bile sağlık ve etik değerleri açısından bunu söylüyoruz. Niyet konusunda bir sorun yok ama yöntem konusunda konuyu değerlendirirsek daha uygun uygulamalar olabilir. Mağduriyetlere yol açmayacak önlemler almalı.

İNSİYATİFLER ELLERİNDEN ALINMAMALI
Op. Dr. Nedret Çetintürk Kadın Doğum Uzmanı
Sezaryen oranlarında son on senedir bir artış var. Ancak son bir-iki senedir azalma var. Burada esas faktör hastaların bunu ısrarla istemeleri. “Ben başka doktora gideyim” diyen hastalar var. İkinci olarak tüp bebek uygulamalarının yaygınlaşması da sezaryen artışlarında bir etkendir. Tüp bebek yöntemiyle olan gebeliklerin kıymetli gebelik olması ve riske atılmasını uygun görülmemesi de sezaryen uygulamalarını artırıyor.

Tabii ki her hangi bir sorun olmayacaksa normal doğum önerilmeli. Ancak çok sayıda sezaryen yapan doktorların eğitime alınması gibi uygulamaları doğru bulmuyorum. Bu hekimlerin bütün insiyatifini ellerinden almak demektir.”

 

Normal doğumun avantajları ne?

admin tarafından 21 Eylül 2008 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Normal doğumun avantajları ne?

* Normal doğum doğal ve fizyolojik bir süreç, sezaryen ise gerektiğinde kullanılabilecek bir ameliyat.
* Normal doğumdan hemen sonra bebek ile doğrudan tensel ve duygusal iletişim mümkün, sezaryende bu ilişki daha geç gerçekleşiyor.
* Normal doğumdan sonra normal yaşama ve aktiviteye geçiş çok daha hızlı ve erken, sezaryenden sonra bu süreç daha geç.
* Normal doğumda annenin kanama, enfeksiyon, organ ve doku hasarı, pıhtı oluşumu riski sezaryenden daha az.
* Normal doğum hem kişisel hem de genel sağlık bütçesi için sezaryenden daha ekonomik.
* Normal doğumdan sonra anne, bebeği ilk birkaç saat içinde rahatlıkla emzirebiliyor. Bu bebekle olan iletişimini büyük ölçüde etkiliyor.

Page 2 of 41234
Sezaryen Doğum 2010