Normal mi sezaryen mi

admin tarafından 30 Aralık 2008 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Dicle Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Yalınkaya, normal doğumdan kaynaklanan rahatsızlıklara harcanan paranın sezaryen doğum için harcanan miktardan çok daha fazla olduğunu söyledi.
Doç. Dr. Ahmet Yalınkaya, tüm dünyada sezaryen doğum oranında artış olduğunu ve bunun en büyük nedenin tıptaki gelişmelerle gelir düzeyindeki artış olduğunu savundu.

Doğum şekli tercihinin hastaya ait olduğu ve bu yönde hastaya dayatma yapılmayacağını ifade eden Doç. Dr. Yalınkaya, sezaryen oranını düşürmenin kolay olmadığını bildirdi.

SEZARYANIN YÜKSEK OLUŞUNUN ZARARI YOK”

Sadece ABD’de yılda bir milyon 200 bin sezaryen doğumun gerçekleştiğini ve bu ülkedeki bir sezaryen doğumun maliyetinin 5 bin dolar olduğunu ifade eden Doç. Dr. Yalınkaya, normal doğumun sezaryen doğum ile karşılaştırılmaması gerektiğini kaydetti.

Sezaryeni en çok uygulayan kadınların eğitim ve gelir seviyesi yüksek olanların oluşturduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yalınkaya, şöyle konuştu:

“Sezaryen, normal doğuma oranla daha tehlikeli olsa doktor ve sağlık çalışanlarının büyük çoğunluğu sezaryeni tercih etmezdi. Mesela kaç doktor ya da doktorun eşi normal doğum yapmıştır. Bu araştırılmalıdır. Üstelik normal doğumlara hekimler girmez. Ebe ya da asistanlar girer. Oysa sezaryen doğumu uzman hekim gerçekleştiriyor. Türkiye’de yılda yaklaşık 1.5 milyon doğum gerçekleşiyor. Hekimlerin sayısı normal doğumlara girmeye yetmez. Üstelik sezaryen doğum için duyulan ekonomik kaygılar da yersizdir. Çünkü, Türkiye’de oldukça düşük maliyete sezaryen yapılıyor. Türkiye’de sezaryen ABD’deki fiyatın 10′da biri kadardır.

Sezaryene en yoğun talebi üniversite mezunu kadınlar gösteriyor. Eğitim düzeyi düşük kadınlar çok çocuk istiyor. Sezaryen bunu sınırladığı için istenmemektedir. Bunun yanı sıra sezaryen zamanın planlanması, kadının daha az acı hissetmesi, bazı hastaların aile planlaması nedeniyle tüplerini bağlatması, doğum sarkmaların oluşmaması gibi nedenlerden dolayı sezaryen talebi artış göstermektedir.”

ÖZEL HASTANELERDE SEZARYEN DOĞUM ORANIN YÜKSEK OLMASI”

Doç. Dr. Ahmet Yalınkaya, özel hastanelerde sezaryen doğum oranının yüksek olmasının nedenin hastaların hekim tarafından sezaryene yönlendirilmesi olduğu yönündeki düşüncelerin doğru olmadığını öne sürdü.

Özel hastanelerde sezaryenin daha fazla oluşunun, bu hastanelerin konforunun devlet hastanelerinden daha iyi olmasından kaynaklandığını dile getiren Doç. Dr. Yalınkaya, şöyle konuştu:

“Hastalarımız özel hastanelerdeki odalarda klima, banyo, rahat yatak, televizyon ve çeşitli imkanlar bulunması nedeniyle oralarda sezaryen olduklarını söylüyor. Devlet hastaneleri ile doğum evlerinde bu imkan bulunmadığı için tercih edilmiyor. Eğitimli ve yüksek gelire sahip kişiler buna çok önem veriyor. Özel hastanelerdeki sezaryen oranının yüksekliği bu hastanelerdeki otelcilik hizmetinin ve müşteri memnuniyetinin daha iyi olmasından kaynaklanıyor. Devlet hastanelerinde bu hizmetlerin kalitesinin artması durumunda bu hastanelerdeki sezaryen oranı da yükselecektir. Bu nedenle özel hastanelerde sezaryen oranının yüksek oluşunun zararı yoktur. Ben hekimlerin hastaları sezaryene yönlendirdiğini düşünmüyorum.”

Normal doğumların annede ileride rahim sarkması, idrar torbasının inmesi ve idrar kaçırması gibi çeşitli rahatsızlıklara neden olduğunu ifade eden Doç. Dr. Yalınkaya, “Bu tür rahatsızlıkları gidermek için Türkiye’de her yıl binlerce kadın tıbbi tedavi görüyor veya ameliyat oluyor. Bu tedaviler büyük maliyete heden olmaktadır. Normal doğumdan kaynaklanan rahatsızlıkların tedavisine harcanan para sezaryen doğuma harcanan miktardan çok daha fazladır” diye konuştu.

Doğum sonrası merak edilen 5 soru

admin tarafından 25 Aralık 2008 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Doğum sonrası merak edilen 5 soru

Amerikan Hastanesi Kadın Sağlığı Ünitesi uzmanlarından Dr. Senai Aksoy sizin için yanıtlıyor.

1-Akıntım ne zaman bitecek?
Genelde 4 – 8 hafta kadar devam eder. Doğumla ve plasentanın çözülmesi ile başlar ve kadından kadına göre farklılık gösterir. Doğumun ardındaki ilk günlerde açık kırmızı renkte ve oldukça yoğundur. Sonraki günlerde önce pembe ardından da kahverengi olur. Sonlara doğru sarı – beyaz veya renksiz olur ve iyice azalır. Bu zaman içerisinde tampon kullanılmaması önerilir. Akıntıda aşırı koku gibi herhangi bir şey sizi rahatsız ediyorsa mutlaka doktorunuza danışın bu enfeksiyon belirtisi olabilir.

2-Formuma ne zaman kavuşurum?
Şöyle derler: Karın 9 ay büyür, 9 ayda da ortadan kaybolur. Kilo vermek normalde de çok kolay değildir. Bu biraz kişiye özeldir, ayrıca beslenme ve yaşama tarzınızla da ilgilidir. Ortalama olarak 3 – 6 ay içerisinde eski kotlarınıza sığmanız mümkün.

3-Rahim ne zaman eski halini alır?
Rahim doğum sonrası daha ilk günlerde tekrarlanan kasılmalarla eski ebatlarına dönmeye başlar, yani küçük bir armut büyüklüğüne. Bu kasılmalar özellikle emzirme sırasında hissedilir çünkü süt verirken hormonların oluşumunu hızlanır.
Ayrıca arada sırada sırtüstü yatmak ve göbek deliği altındaki bölgeye hafif masaj yapmak da rahmin toparlanması sürecini olumlu etkiler.

4-Egzersize ne zaman başlayabilirim?
Doktorunuzun tavsiye edeceği egzersizlere doğumdan sonraki ilk günlerde başlayabilirsiniz. Egzersizleri günde birkaç kez azar azar yapabilirsiniz. Normal doğum yerine sezaryen olduysanız en az beş gün geçmesini beklemeniz gerekir.

5-Ne zaman eskisi gibi banyo yapılabilir?
Akıntı bitince eskisi gibi banyo yapabilirsiniz fakat o zamana kadar sadece duş alın çünkü rahim tam olarak toparlanıp kapanmadan enfeksiyonlara karşı savunmasızdır. Uzun uzun bir banyo veya küvet keyfi sırasında bakteriler enfeksiyona neden olabilir.

6-Seks hayatı için doğru zamanlama
Aslında siz ve eşiniz kendinizi buna ne zaman hazır hissederseniz o zaman. Fakat doğum sırasında cerrahi müdahale yapıldıysa belki önce iyice iyileşmeyi beklemeniz iyi olur. Ayrıca akıntı da enfeksiyonlara neden olabilir. Prezervatif kullanmak bir çözüm olabilir.

7-Korunmalı mıyım?
Mutlaka. Emzirmek sizi hamile kalmaktan korumuyor. Aslında hassas bir konu çünkü emzirdiğiniz için hap almanız önerilmiyor. Spiral taktırmanız için de rahim toparlandıktan sonraki ancak ilk âdet döneminizi beklemelisiniz ki bu da en az sekiz haftalık bir süreç demek. Günleri hesaplayarak korunmanız da mümkün değil çünkü âdetleriniz de bir süre düzensiz olabilir. Bu konuyu çözmenin en akıllıca yolu doktorunuza danışmaktır.

8-İçki içebilir miyim?
Emzirdiğiniz sürece alkol almamanız tavsiye ediliyor çünkü süte karışır. Fakat bir kutlama veya benzer güzel bir olay söz konusuysa ufak bir kadeh beyaz şarap / şampanya veya bira içmenizde sakınca yok.

9-Ağır kaldırabilir miyim?
Doğumdan sonraki özellikle ilk günlerde ağır kaldırmayın. Vücudunuz zaten zayıf düşmüş durumda, kaslarınız da henüz toparlanmamış. Sezaryen olduysanız beş gün kadar istirahat edin.

10-Parfüm kullanabilir miyim?
Kullanmasanız çok daha iyi çünkü bebeğinizin görme yeteneği henüz zayıf olduğu için sizi kokunuzdan tanıyor. Onun çok iyi tanıdığı ve sevdiği bu kokuyu değiştirerek onu “zor” durumda bırakmayın. Sabrederek bu tür zevklerinizi biraz erteleyin.

Jinekologlardan sezaryen tepkisi

admin tarafından 20 Aralık 2008 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Jinekologlardan sezaryen tepkisi

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, Sağlık Bakanlığı’nın sezaryenle doğumu yüzde 15-25 arasında sınırlamasına tepki göstererek “Gelişmiş ülkelerin yıllardır indiremediği sezaryenle doğum oranlarını bir tek yönetmelikle indirmek mümkün olmadığı gibi sezaryenle doğum oranlarının yüksekliğinin tek sorumlusu da hekimler değildir. Önce normal doğumu özendirecek altyapının hazırlanması gerekmektedir” dedi.

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, ANKA’ya yaptığı açıklamada, Sağlık Bakanlığı’nın, 1 Eylül’deki yönetmeliği ile yüzde 15-25 sezaryen oranının Türkiye’de hekimler tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğini ve bunu gerçekleştirmeyen hekimlerin ile bu hekimlerin çalıştığı kurumların performansının düşürüleceğini hatırlattı. Türkiye’de sezaryen oranlarının yüksekliğinin bilinen bir gerçek olduğuna işaret eden Prof. Dr. İtil, “ABD dahil birçok ülkede bu oranlar istenilen seviyede tutulamamaktadır” dedi.

“BİZDE HENÜZ GEREKLİ ALT YAPI YOK”

Yüzde 15-25 olarak istenen oranların, gelişmiş ülkelerin birçoğunda olmadığını ifade eden TJOD Başkanı Prof. Dr. İtil şunları söyledi:

“Onlar da sezaryen oranlarının düşürülmesi yönünde çalışmalar yapmaktadırlar. Hastaneler de normal doğuma özendirici tedbirler almaktadırlar. Bizde ise henüz altyapı oluşmadan, yeterli ekipman sağlanmadan bu oranların yüzde 15-25′e indirilmesi yöntemine geçildi. Bu durum, kadın hastalıkları doğum uzmanı arkadaşlarımız arasında büyük bir sıkıntı ve tepki yarattı. Gelişmiş ülkelerin yıllardır indiremediği sezaryenle doğum oranlarını bir tek yönetmelikle indirmek mümkün değil. Bu oranların zaman içinde indirilmesi tüm doktorların isteği; fakat önce normal doğumu özendirecek altyapının hazırlanması gerekiyor.”

HEKİMLER KRİTERLERİ TUTTURMA UĞRUNA HATA YAPABİLİRLER

Prof. Dr. İtil, Türkiye’de doğum sayısının gelişmiş ülkelerle kıyaslanamayacak kadar yüksek olduğunu belirterek, “Yılda 1 milyon 951 bin 501 gebelik oluşuyor. Bunların 1 milyon 480 bininin canlı doğumla sonuçlanırken, 29 bin ölü doğum gerçekleşiyor” dedi. Türkiye’de sezaryenle doğum oranının bölgelere göre yüzde 30-70 arasında değiştiğini anlatan Prof. Dr. İtil, kamu hastanelerinde, özel hastanelere oranla sezaryenle doğumun daha düşük olduğunu ifade etti.

Sezaryenle doğum oranlarının yüksekliğinin tek sorumlusunun ise hekimler olmadığına işaret eden Prof. Dr. İtil şöyle devam etti:

“Öncelikle normal doğumun anneler tarafından tercih edilen, cazip bir hal alması gerekmektedir. Ancak birçok ilçe ve il hastanesinde anestezist bulunmamaktadır. Bunlar sağlanmadan gelişmiş ülkelerdeki şablonun bir günde uygulanabileceğini sanmak ve bu uygulanamadığı zaman da hekimi gerek performans, gerekse görevlendirme tarzıyla cezalandırmak, tıbbi hataların artmasına yol açmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Çünkü hekimler, performans kriterlerini tutturmak için normalde sezaryene alınabilecek hastaları da normal doğuma yönlendirmek gibi hatalara düşebilirler. Hekimlerin özgürce karar verememesi, kriterleri tutturma uğruna birtakım hatalara yol açacaktır.”

Page 1 of 212
Sezaryen Doğum 2010