Sezaryenle doğumdaki artışa önlem aranıyor
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Cansun Demir, Türkiye’de sezaryen doğum oranlarının yüksek olduğunu söyledi.
Demir, özel hastanelerde sezaryenle doğumun yüzde 90′lara ulaştığını, üniversite hastanelerinde ise yüzde 50′lerde olduğunu kaydetti. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği’nin Genel Kurulu’nda göreve gelen yeni yönetim görev dağılımı yaptı. Prof. Dr. İsmail M. İtil Başkan seçilirken, Prof. Dr. M. Bülent Tıraş 2. Başkan, Prof Dr. S. Cansun Demir Genel Sekreter, Doç. Dr. Süleyman Akhan’ın ise Sayman olarak görev aldı.
Jinekoloji ve Obstetik Derneği yeni yönetimi Sağlık Bakanı Prof. Dr Recep Akdağ’ı Ankara’da makamında ziyaret etti. Genel Sekreter Prof. Dr. S. Cansun, Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği olarak amaçlarının artan sezaryen oranları nedeniyle Kadın Doğum Uzmanlarının, eğitime gönderilmesinin sıkıntıları ve performans sorunlarını Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a ilettiklerini belirtti. Yaklaşık 2 saat süren görüşmede sorunları aktarma olanağı bulduklarını ifade eden Cansun, şunları söyledi:
“Amacımızın ortak projeler üretmek olduğunu arz ettik. Türkiye’de sezaryen oranlarının yüksek olduğunu özel hastanelerde yüzde 90′lara ulaştığını, üniversite hastanelerinde yüzde 50′lerde olduğunu söyledik. Sayın Bakan da sezaryen oranlarının yüksek olduğunu söyledi. Biz de sorunu bildiğimizi; ama bu sorunun Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlarının Ankara’ya eğitim hastanelerinde eğitime çağrılması ile çözülemeyeceğini, bunun meslektaşlarımızı rencide edici bir uygulama olduğunu belirttik. Bunun için Sağlık Bakanlığı ile ortak eğitim programlarına başlamak istediğimizi Adana’da İl Sağlık Müdürü Çağlar Çatak ve Dr. Mutlucan Karaman ile birlikte ilk eğitimi yaptığımızı bunun benzerlerini tüm illerde ya da önerilen her ortamda yapacağımızı ifade ettik. Bakanlık ile TJOD’nin ortak amacının Türk kadın sağlığını iyiye götürmek olduğunu vurguladık. Bu şekilde oranlarla sınırlamanın hekimleri bu kez de sezaryen gereken hastalara bu ameliyatı yapmamalarına neden olmasından korktuğumuz ifade edildi. Bakanımız da amaçlarının endikasyonsuz sezaryenin önlenmesi olduğunu söyledi.”
Prof. Dr. Cansun Demir, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın AÇSAP Genel Müdürü Dr. Rıfat Köse’yi telefonla arayarak eğitim için bekleyen hekimler için bu uygulamanın durdurulması talimatını verdiğini ifade ederek, “TJOD olarak Sağlık Bakanlığı ile en kısa zamanda ortak eğitim programına başlayacağız. Tüm Kadın Doğum Uzmanlarının indüksiyonla doğum bilgilerini tazeleyeceğiz” dedi. Sağlık Bakanlığı’nın performans uygulamasında Kadın Doğum Hekimlerine performans ücretlerinin düşüklüğünü de dile getirdiklerini anlatan Demir, sorunun çözümü için önemli mesafe alındığını sözlerine ekledi.
Doğum sonrası güzelleşmek için…
Doğum sonrası depresyonunu ele alırken annenin hayatındaki tüm değişikliklerin yanı sıra değişen hormonlarla birlikte farklılaşan beden yapısının yarattığı etkiler de hesaba katılmalı.
İSTANBUL – Kendi bedeninden yeni bir beden oluşturan kadın, bu değişimin farkına vardığında şaşkınlığa uğruyor. Hatta bazen bu değişiklikler kişide paniğe yol açıyor. “Hep böyle mi kalacağım” korkusu baş gösteriyor. Ancak uzmanlar, alınacak küçük tedbirler ve doğru plastik cerrahi uygulamaları ile kişiye özgüvenini yeniden kazandırmanın mümkün olduğunu söylüyor.
Memorial Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Deniz İşcen, “Doğum sonrasında güzelleşmek için” kadınlara şu önerilerde bulundu:
Doğum sonrası oluşan şekil bozuklukları annede ruhsal ve bedensel etkilelenmelere yol açıyor ve egzersiz gibi önlemlerle arzu edilen düzelmeler sağlanamıyorsa, uygun plastik cerrahi uygulamaları ile kişiye özgüvenini yeniden kazandırmak, hatta sonuçta evliliğine de olumlu katkıda bulunmak mümkün.
DERİ ÇATLAKLARI İÇİN
Hamilelik döneminden itibaren bebe yağı ve badem yağı ile uygulanacak masajlarla deri çatlaklarını en aza indirin.
Bedendeki değişiklikler her ne kadar yavaş yavaş gerçekleşse de bu değişimin doğum sonrasını daha az etkilemesi için hamilelikte gereğinden fazla kilo almamak ve genişleyen deriye yağlı masajlar yaparak kalıcı hasarı azaltmak önerilir.
Bu konuda en çok bebe yağları ve badem yağını öneriyoruz, tabii ki her gün bir yenisi geliştirilen kozmetik kremleri de uygulamak mümkün.
Özellikle gebeliğe bağlı çatlakların oluşmasını engellemek amacıyla gebeliğin başından itibaren derinin esnekliği artırılabilirse oluşacak hasar en aza indirilebilir. Tabii burada derinin özellikleri de söz konusu, çünkü genetik etkiler daha fazla çatlamaya neden olabiliyor. Yine de yağlı masajdan vazgeçmemek gerek. Sarkmalar bir ölçüde egzersizle önlenebilir. Bölgesel biriken yağlardan doğum sonrasında derhal başlanılan uygun bir egzersiz programı ile kurtulmak mümkün olabilir.
ESTETİK AMELİYAT İÇİN UYGUN ZAMAN
Meme dikleştirme ve karın gerdirme operasyonları için emzirme döneminin üzerinden bir yıl geçmesi gerekir. Bedeni üzerinde bunca değişikliği, dokuz ay gibi kısa bir sürede yaşayan kadın kendine yabancılaşır, bunu doğum sonrasında atlatmayı başaramayan hanımlar bir süre sonra plastik cerrahlardan yardım alabilirler. Bu yardım asla hemen sezaryen sonrasında yapılacak bir karın ameliyatı veya süt verirken yapılacak meme ameliyatları olmamalıdır. Çünkü vücudun bu dönemde verdiği cevaplar bizim estetik amaçlarımıza uymamaktadır. Bu yüzden ilk bir yılda beklemeyi önemle belirtiyoruz. Yapılacak işlemler doğurganlığı, doğurabilmeyi ve emzirmeyi etkilemezler.
DOĞUMUN YARATTIĞI HORMONAL ETKİ
Karın kaslarının gevşemesi ve doğum sonrasında yeterince güçlenmemesi, derinin çatlamış ve gevşek olması, aşırı kilo alımı ile kalçalarda biriken yağlar annelerin en çok şikayet ettiği vücut bölgeleri; daha ilk aylarda “bunlardan nasıl kurtulabilirim” sorusuna cevap aramaya başlıyorlar. Oysa biz biliyoruz ki, gebeliğin yarattığı hormonal etki daha en az bir yıl sürecek ve biz bu süre içinde yaptığımız girişimlerde istediğimiz sonuca ulaşamayacağız. İşte bu yüzden doğum sonrasında çok çok zorunlu olmadıkça anneye cerrahi olarak dokunmaktan kaçınırız. Bu süre annenin bebeğinden arta kalan zamanlarda daha çok egzersiz gibi, cilt bakımı gibi işlemlerle ve sabırla geçireceği bir süre olmalıdır.
KARIN VE BACAK YAĞLARI
İlk bir yıl içinde bu çabalar sonuç vermemişse ve hasta tekrar bir doğum düşünmüyorsa karın ve yağlar için girişimlerde bulunabiliriz. Aslında bir sonraki doğumu engelleyen bir durum söz konusu olmasa da cerrahi ile alınacak sonuç yeni bir doğumla bozulacağı için bu durumda ameliyatı pek önermemekteyiz. Bu özellikle karından deri çıkarıp, kas diktiğimiz ameliyatlar ve meme ameliyatları için geçerlidir. “Liposuction”ı bile bir yıl geçmeden pek önermiyoruz çünkü deri eski esnekliğine henüz kavuşmamış oluyor. Aspirasyonla yağ alma yöntemi olan liposuction tekrar bir doğum yapılacak da olsa hasta tarafından isteniyorsa karın ve bacak yağları için uygulanabilir.
SİLİKONUN EMZİRMEYE ETKİSİ
Önceden gerçekleştirilen silikon protez ve küçültme ameliyatının süt vermeye herhangi bir etkisi yoktur. Anneliğin ardından plastik cerrahtan en çok yardım istenen konulardan biri de meme estetiğidir. Kiminde meme, emzirme sırasında çok büyüyebiliyor ve daha sonra eski haline dönmüyor. Bazen de süt verme sona erdiğinde memenin içi boşalarak sarkık bir torbaya dönüşüyor. Memeye estetik açıdan şekil vermek için mutlaka süt vermenin bitmiş olması gerek, bu silikon protez uygulamasında da, küçültme ve kaldırma ameliyatlarında da geçerli.
Emzirme bittikten sonra özellikle hasta başka bir çocuk istemiyorsa ameliyatı öneririz. Kararsız veya çok sonra bir doğum planlayan hastalarda ise ameliyatlı memenin şeklinin yeni bir gebelikle bozulabileceğini belirtmek gerekir. Uygulanacak silikon protezin veya küçültme ameliyatının daha sonraları doğumlarda süt vermeye herhangi bir etkisi yoktur. Burada belirtilmesi gereken nokta teknik olarak çok büyük memelere uygulanan farklı bir meme küçültme yönteminin zaten doğurganlık yaşındaki hanımlara uygulanmadığıdır.
VAJİNAL ESTETİK
Duruma göre vajinal estetik de önerilebilir. Normal doğum, vajeni de esneten bir olaydır. Zaman içinde buradaki dokular da eski boyutlarına ve esnekliğine kavuşurlar. Kadın-doğum uzmanları muayenede bu bulguları tespit eder ve hastanın buna bağlı idrar kaçırma şikayeti varsa yine bu uzmanlık dalı tarafından vajeni daraltma daraltma ve mesaneyi asma işlemi gerçekleştirilir. Plastik cerrahlar sadece doğuma bağlı veya doğuştan olan dış genital organ şekil bozukluklarında bazı düzeltmeleri yaparlar.
Gazi Üniversitesi (GÜ) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Erdal Zorba, egzersiz yapan kadınların daha kısa zamanda ve daha rahat doğum yaptıklarını söyledi.
Gazi Üniversitesi (GÜ) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Erdal Zorba, bilinçli ve düzenli yapılması halinde egzersizin hamile kadınlar için çok yararlı olduğunu belirtti. Doğru egzersizin, kişinin isteyerek ve severek benimsediği ve yaptığı, yaparken mutlu olduğu hareketler olduğunu kaydeden Prof. Dr. Erdal Zorba, “Ama her şeyin olduğu gibi egzersizin de azının faydasız, çoğunun da zararlı olduğu unutulmamalı” dedi.
Genetik ve hormonal sebeplerin de etkisi var
Prof. Dr. Zorba, kimi anne adaylarının egzersizin düşüğe yol açacağına inandığını ifade ederek, bilinçli ve düzenli yapılması halinde böyle bir durumun söz konusu olmayacağını belirtti. Prof. Dr. Zorba, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hamileliğin ilk 3 ayında düşük yapma riski bazılarına göre yüzde 10 dolayındadır. İstatistikler düşüklerin yüzde 80-85’inden genetik veya hormonal sebeplerin sorumlu olduğunu göstermiştir. Aksine araştırmalar ortaya koyuyor, hamilelik döneminde egzersiz yapan kadınlar daha kısa zamanda ve daha rahat doğum yapıyor. Egzersiz yapan hamileler daha yüksek oranda normal doğum yapıyor, bu hamilelere sezaryen uygulanması gerekmiyor.”
Egzersizin anne adayının kendini zihinsel, psikolojik ve bedensel olarak daha iyi hissetmesini sağladığını ifade eden Prof. Dr. Zorba, anne adayları için en ideal aktivitenin, hijyene dikkat etmek koşuluyla, yüzme olduğunu söyledi.
Egzersiz yapan kadınlar daha mutlu ve sağlıklı
Egzersiz yapan kadınlar için hamileliğin rahat geçtiğini belirten Zorba, “Egzersiz yapanlarda düşük, erken doğum daha az görülür. Egzersiz yapan hamilelerin kramp, ödem, varis gibi sorunlarla karşılaşma olasılıkları daha düşüktür. Egzersiz yapan hamilelerin günlük işlerinde daha verimlidirler, kendilerini daha iyi hissederler ve daha mutludurlar” diye konuştu.