Gebelikte tarama testleri, bebeğinizin sağlıklı olup olmadığını anlamanıza yardımcı oluyor. Anne olmaya karar veren bayanların yapmaları gereken ilk iş, gebelik öncesi 1 tüp kan vermek.
Bebek beklediğini öğrenen anne ilk 3 ay içinde bebeğin yerleştiği yeri ve kalp atışlarını duyması gerekiyor. 11 ile 12′nci haftalarda ise yine bir tüp kanla birlikte yapılacak 2′li test.
Tarama testleri sadece bebeğe ait bulguları ortaya koyuyor. Herhangi bir tanı koymuyor.
16-18′inci haftalarda ise 3′lü test yapılıyor.
Bebeğin sağlığıyla ilgili yüzde yüze yakın bilgiyi ise tanı koyduran ise amniyosentez testi veriyor.
Ancak amniyosentezin az da olsa bazı yan etkileri var.
Tüm bu testler bebekteki anormalliklerin tespiti için yapılıyor. Ancak uzmanlar, gençleri, ilerde anne baba olacaklarını düşünerek sağlıklı bir hayat yaşamaları konusunda uyarıyorlar.
ATATÜRK Devlet Hastanesi Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Hakan Demir, genital estetik için başvuru sayısının burun ve göğüs estetik sayısına ulaştığını söyledi.
Antalya’da, burun ve göğüs estetiği kadar genital estetik için başvuru olduğunu kaydeden Opr. Dr. Hakan Demir, “Geçen Eylül’den bu yana başvuru sayısında ciddi bir artış var. Şu anda burun ve göğüs estetiği ameliyatlarıyla aynı sayıda. Genital bölgeye estetik yaptıranların çoğunluğu evli” dedi. Genital estetiğe ihtiyacın doğum veya cinsel organdaki bozukluklar gibi farklı nedenlerle olabileceğini belirten Opr. Dr. Demir, “Gebelik sonrasında genital bölgede oluşan şekil bozuklukları veya cinsel organda doğuştan olan bozukluklar, tek seansta yapılan estetik ameliyatla düzeltiliyor ve kişi 5- 6 saat sonra evine dönebiliyor. Kadınlar doğum sonrası ameliyat izi ve kas bozuklukları için bu ameliyatı tercih ediyor” dedi.
Sezaryen doğum sonrası vücutta oluşan deformasyonun hastada her hangi bir iz bırakmayan tek bir operasyonla düzeltilebildiğini kaydeden Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Hakan Demir, “Ameliyat, hastane şartlarında ve genel anestezi ile yapılıyor. Hastanın uygun olan bölgesinden özel bir teknikle yağ hücreleri alarak bir takım işlemlerden geçiriyoruz. Elde edilen canlı saf yağ hücreleri çeşitli nedenlerle gevşeyen kasların bulunduğu bölgeye enjekte ediliyor. Hastayı aynı gün taburcu ediyoruz” diye konuştu.
Prof. Dr. Tutluoğlu, sosyoekonomik durumu kötü ailelerin çocuklarının sağlık hizmetlerine ulaşımlarının zor olması ve standart altındaki evlerde yaşamak zorunda olmaları nedeniyle astım şikayetinden hastanelerin acil servisine daha çok başvurduklarını söyledi.
Hayatlarının ilk yıllarında sigaraya maruz kalan çocukların akciğer gelişiminin olumsuz etkilediğini dile getiren Tutluoğlu, solunum fonksiyonlarının zarar gördüğünü belirtti.Sigaraya maruz kalan çocuklarda astım gelişme olasılığının daha fazla olduğuna dikkat çeken Tutluoğlu, “Astımlıların pasif olarak sigaraya maruz kalmaları astım ataklarının sıklığını arttırmakta ve kontrolü güçleştirmektedir” dedi.
Gebelerin 3 te 1 inde astım şikayetinin arttığını anlatan Tutluoğlu, “Gebelikte bebeğe yardım etmenin en iyi yolu astımın kontrol altına alınmasıdır. Astım ilaçlarının büyük bir çoğunluğu bebek üzerine herhangi bir olumsuz etkiye sahip olmayıp güvenle kullanılabilir” diye konuştu.
Hamileyken sigara içen annelerin bebeklerinde astım gelişme riskinin fazla olduğunu kaydeden Tutluoğlu, “Sigara kullanmadığı halde gebelik süresince pasif sigaraya maruz kalan gebelerin çocuklarında astım gelişme olasılığı fazladır” şeklinde konuştu.
Astımlı hastaların yaklaşık yüzde 80 inde alerjik nezle oluştuğunu ifade eden Tutluoğlu, “Astımlı hastaların bir kısmında bazı ilaçlara karşı hassasiyet olabilir. Bu ilaçları aldıktan sonra alerjik reaksiyonlar ortaya çıkabilir. Aspirin ve diğer ağrı kesicileri mümkün olduğunca kullanılmamalı. Bazı tansiyon ilaçları bronşlardaki duyarlığı artırabilir. Öksürük krizlerine ve nefes darlığında artmaya neden olabilir. Bazı antibiyotikler seyrek de olsa astım krizlerini tetikleyebilir. Antibiyotikleri
dikkatli ve doktor önerisi ile kullanmak gerekir” dedi.