Gebe Kalma Dönemi

admin tarafından 30 Haziran 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Gebe Kalma Dönemi

En temel etken kadının her ay yalnızca birkaç gün döllenmeye uygun yumurtayı döllenmeyi bekler tutabildiğidir. Bu günlerde, ovulasyondan birkaç gün önce ve birkaç gün sonrasıdır.
Bu günlerde aylık siklüsün tam ortasına denk gelir. Düzenli olarak regl olmayan kadınlar için ise kanamanın başlamasından 14-16 gün önce gerçekleşeceğini söyleyebiliriz. Bütün bunlara karşın bazı kadınların kanamanın tam ortasında gebe kaldıklarıda bilinmektedir.
Bu fiziksel gerçeklerin dışında kesin verilere dayanmamakla birlikte şu gözlemlerinde dikkate alınması gerekir. Bu gözlemler, özellikle değişik coğrafi bölgelere göre değişiklik gösteren doğurganlık aylarının varlığı tezidir. Bazı araştırmalar, özellikle Kuzey yarım küresinde döllenmenin hava sıcaklığıyla ilişkisinin varlığının bilinmesi gerektiği yönündedir. İstatistikler ülkelere, ekonomik dengelere göre değişirken ortalama hava sıcaklığının 20 derece civarında seyrettiği Mart-Nisan aylarının gebe kalma olaylarının en fazla görülen aylar olduğudur. Günde sekiz saatten fazla Güneş ışıklarının alındığı dönemlerde bu artış göstermektedir. Yapılan bazı gözlemler yılın hangi ayında olursa olsun güne ışığının normalden fazla alındığı günlerde döllenme olaylarının arttığı şeklindedir.
Bu faktörlere, karnaval, bayram vb. değişik kutlamaların, toplu eğlencelerin, ekonomik refah düzeyi nin yükseldiği dönemlerin, serbest ilişkilerin yoğun yaşandığı topluluklardaki tören dönemlerinin gebelik başlangıçlarına sıkça raslandığı dönemler olduğunu anımsatmakta da yarar vardır.

Hamilelikte Sevişmek

admin tarafından 26 Haziran 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Hamilelikte Sevişmek Zararlı mı?

Hamilelik eşlerin tüm düşüncelerini doğacak bebek üzerinde topladıkları bir bekleyiş süresi olmayıp, eşler arasındaki ilişkilerin gelişiminde önemli bir safhadır. Bu dönemde eşler birbirlerinin hiç tanımadıkları yönlerini keşfederler. Hamilelik bir hazırlık dönemidir. Bu hazırlık sadece doğuma hazırlık değildir. Aynı zamanda eşlerin anne-baba olma yolundaki ruhsal hazırlıklarıdır. Yeni becerilerin elde edileceği bu dönemde, eşler kendilerini dünyaya yeni bir varlık getirmenin sorumluluğuna hazırlarlar. Bu arada kadından da, erkekten de daha olgun davranışlar beklenir. Evlilik hayatlarına bir üçüncü şahsın girmesi, bu bir bebek dahi olsa, eşlerin birbirlerine karşı davranışlarını etkileyecektir.
Kadınlarda, hamilelik sırasındaki cinsel tutumlar çok farklılık gösterir. Bazılarının cinseharzuları uyanırken, diğerlerinin arzuları körleşir. Eşlerinin isteklerine cevap veremezler. Bu duruma hem kocaları, hem kendileri üzülürler. Eşler evliliklerinin artık eskisi gibi olmayacağından endişe ederler.

Cinsel isteksizliğin daha çok ras larda, kadın ya birkaç kez çocuk düşürmüş, yat güçlükle hamile kalmıştır. Yumurtlama, ateş öç~e regl zamanları gibi şeyler kadının zihnini uzun sûre meşgul etmiştir. Bunun sonucu, ilk zamanlara orar.a cinsel ilişkilerinde de heyecan azalmış, doğallık kaybolmuştur. Böyle durumlarda kadın hamile olduğunu öğrendiği an cinsel arzuları birden ve tümüyle sönebilir.
Kadının duygularını anlayabilmek kolaydır. O, içinde taşıdığı hayat parçasına sımsıkı sarılmak ve onu ne pahasına olursa olsun korumak ister. Oysa, doktoru aksini söylememişse, dikkat isteyen ve cinsel ilişkide bulunulmaması gereken tek zaman, regl zamanlarıdır. Kadın, hamile olmadığını farzedip, regl olacağı zamanları hesaplayabilir. Bu da hamileliğin ilk üç ayı için geçerlidir. Kadının hamileliği sırasında zihnen ve bedenen istirahat etmesi, sinirlerinin gevşek olması daha önemlidir. Bazen, düşüklere neden olabilecek ruhsal gerginlikleri, hafit bir sevişme ortadan kaldırabilir.
Erkeğin penisinin bebeğe hiçbir zararı olmaz, Fe-tus, rahimdeki su torbası içinde muhafaza edilmektedir. Rahmin ağzı, şişe mantarını andıran bir zarla örtülmüştür. Mantar su dolu bir bardakta nasıl sallanırsa, bebek de suda o şekilde hareket eder. Mantarı suya batırırsanız, tekrar yukarı fırlayacaktır. İçinde bulunduğu su da, fetusu darbelerden korumaktadır. Fetusu bulunduran su torbası çok dayanıklı olup, jelatin halinde bir plastik torbayı andırır. Doğumda dahi bunun patlaması zor olur. Rahmin ağzındaki ikinci zar ise, bakterilerin içeri girmesini önler. Bebek, bu mikroplardan arınmış, sıcacık dünyasında yüzer durur. Sert ve şiddetli hareketler dahi anne karnında beşikteymiş gibi yatan bebeği hafifçe sallamakla kalırlar.

Doğum Hazırlığı

admin tarafından 24 Haziran 2009 tarihinde yazılmıştır.
2 Yorum

Doğum Hazırlığı

Beslenme
Eğer emzirmeyi düşünüyorsanız, süt boşaltmak için göğüs pompası ve bu sütü saklamak için plastik biberonlar; biberonla besleyecekseniz birkaç adet büyük, bir-iki adet küçük biberon almalısınız.

Giyinme
Bebekler çok hızlı büyürler. Önce sıfır-üç ay arası giysiler alın, bebeğiniz büyüdükçe yenilerini alabilirsiniz. Altı adet tulum, önden açılan zıbın, pamuklu fanila ve önlük ile iki adet kazak, birkaç çift çorap ve patik, bir başlık ve bir bere, pallove eldiven alın.

Temizlik

İlk hatta için altı ila sekiz düzine kağıt bez ya da iki düzine pamuklu bez ve naylon kilot alabilirsiniz. Bez değiştirmek için yüksek, sağlam bir yer gerekir. Kağıt bezler için bir çantaya gereksinim duyabilirsiniz. Banyo için birkaç adet bebek bornozu yeterli olacaktır.

Büyük malzemeler
Bir bebek karyolası, battaniye, çarşaf bebeğin kendi başına oturabileceği (otomobile de yerleştirilebilen) bir ana kucağı koltuk ve bir bebek arabası gereklidir. Aynca pek çok bebeğin hoşuna giden bir otomatik salıncak alabilirsiniz. Yürüteç kullanmaktan kaçının çünkü ciddi bir kazaya neden olabilir.

Page 1 of 3123
Sezaryen Doğum 2010