Adet Düzensizliği

admin tarafından 15 Ekim 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Adet düzensizliği nereye kadar normal

Adet kanamaları, ergenlikte başlayan ve menopoza kadar her ay devam eden düzenli kanamalardır. 26 ile 32 günde bir olan ve 3 ile 5 gün süren adet kanamaları normal kabul edilir.

Günde 2-4 ped arası kanama olması da doğaldır. Ortalama 28 gün olan adet döngüsünün 26-32 günden farklı sürelerde olması, adet düzensizliği olarak nitelendirilebilir..

Hastaların en çok sorduğu, “Benim adetlerim neden düzensiz?” sorusudur. Bu sorunun altında, aslında düzenli adet görseler de psikolojik olarak şartlandıkları için her ay aynı günlerde adet görmeyi beklemekten kaynaklanan bir eğilim vardır” diyen Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Sorumlusu Prof. Dr. Cihat Ünlü, kadınların adet düzensizlikleri hakkında sık sordukları soruları yanıtladı:

Kadınlarda Ne Tür Adet Düzensizlikleri Oluyor?

Sık adet görme (15-20 günde bir), seyrek adet görme, 35 günden uzun (2-3 ayda bir). Adet dışı dönemlerde kanamalar olur, fazla miktarda adet görebilir, süresi uzayabilir, miktarı çok fazla olabilir, 8-10 gün devam edebilir, günde 6-12 ped kullanılabilir.

Adet miktarının çok az olması, bu da her zaman patolojik değildir. Doğum kontrol hapı ve benzeri ilaç kullanan kadınların adet miktarı azalır, bazı özel hormonlu spirallerde de adet miktarı azalabilir. Bunun dışındaki dönemlerde adet miktarının azalması nadiren olur. Adet düzesizliklerinin en ileri boyutu “amenore”de hiç adet görememe söz konusudur. Eğer bir genç kız 15-16 yaşına gelmiş ve hala adet görememişse, mutlaka sebepleri araştırılmalıdır.“Fizyolojik amenore”ler var. Gebelik döneminde kadın adet görmüyor, ergenlik öncesi ve menopoz, emzirme döneminde görülmüyor.

Kadın Neden Adet Görür?
Adet görmenin temelinde yatan sebep şudur: Rahim her ay yumurtlama olayını takiben gelecek bir bebeğe hazırlanıyor, rahim duvarları kalınlaşıyor, gelebilecek bir embriyonun yuvalanması için adeta kadife bir yatak hazırlıyor. Bu hormonların etkisiyle oluyor. Yumurtlama döneminde cinsel ilişki olmadıysa ya da korunuyorsa gebelik oluşmayınca kalınlaşan, bebeğin yuvalanması için hazırlanan bu rahim içi tabakası (endometrium) kanamayla dökülüp dışarı atılıyor. Bunun ardından tabaka yeniden kalınlaşıyor. Yeniden bebek için hazırlanıyor. Bu süreç menopoza kadar her ay tekrarlıyor. Düzenli adet görmesi sağlanmış oluyor.

Adetleri Düzensizlikleri Neden Kaynaklanır?
Bir kadında bütün hormonal sistemi işleten mekanizma beyinden başlıyor. Yumurtalık hormonları üretiliyor, rahim duvarları kalınlaşıyor. Beyindeki bu sistemi başlatan mekanizma üzerinde her türlü faktör, stres, ruhsal sorunlar, mevsim değişiklikleri, uzun uçak yolculukları, sizi etkileyebilecek her türlü olay adet düzenini değiştirebilir. Hormonlardaki sorunlar, yumurtlama olayının olmaması, yumurtlamadaki sorunlar, polikistik over hastalığı, yumurtalıklarda minik kistler adet düzensizliklerine yol açabiliyor.

Bunların dışında en önemli sebep bu hormonal faktörleri dışladıktan sonra araştıracağımız organik sorunlardır. Rahimdeki myomlar rahim iç tabakasında yerleştiyse adet düzensizliğine neden oluyor. Diğer myomlar da adet düzensizliğine yol açıyor. Kistleri de unutmamak gerekiyor.

Tedavide Neler Yapılıyor?
Önce sebebi bulmak amacıyla kadını çok detaylı jinekolojik muayeneden geçiriyoruz. Genç kızlarda ultrason yapıyoruz. Rahimdeki myomları, yumurtalık kistlerini, organik sorunları dışladıktan sonra hormonlarına bakıyoruz, vajinal smear, ultrason yapıyoruz. Tümör değerlerine bakıyoruz, hormonal faktör söz konusu ise düzeltici tedaviler verebiliyoruz. Kistleri eriten tedaviler de uyguluyoruz. Laparoskopi ile bunları çıkartıyoruz, myomları alıyoruz.

Rahim iç boşluğunda yerleşen myomların mutlaka çıkarılması gerekiyor. İlaç tedavisi ile bunları düzeltmek mümkün değil. Histeroskopi denilen ileri teknoloji ile hiç karnı açmadan bu tür myomları çıkarıp adet kanamalarını düzenli hale getirebiliyoruz. Her kadına tavsiyem, ergenlik çağından itibaren adet takvimini düzenli olarak tutmalarıdır. Her kadının yılda bir veya iki kere adet düzensizlikleri olabilir. Bunlardan paniğe kapılmasınlar.

Bu düzensizlikler birkaç ay boyunca tekrarlayıp artıyorsa mutlaka hekime başvurmak gerekiyor. Kistler, myomlar daha çok küçük aşamadayken basit tedaviler ile önlenmelidir. Çok nadiren kanamalar rahmin alınmasını gerektirecek boyutta olabilir. Daha basit yöntemlerle bunu çözebiliyoruz. 51 yaşında ve rahminin içi myom dolu olan bir kadını sağlığına kavuşturabilmek için rahmini alabiliriz ancak 28 ki yaşında bir kadına bunu öneremeyiz.

Sancılı Adet Günlük Yaşamı Olumsuz Etkiler mi?

Sancılı adet görmek kişinin gerek sosyal gerekse iş hayatını olumsuz etkileyebiliyor. Kişi ağrıları düşünmekten günlük hayatına odaklanmakta zorluklar yaşayabiliyor. Prof. Dr. Cihat Ünlü, bu sancıların aslında fizyolojik olduğunu ve oluşan adet kanının rahmin açılarak dışarı atılması gerektiğini, rahmin kasılması sonucunda da az veya çok ağrı oluştuğunu söylüyor. Sancılı adetin çok ciddi bir sağlık sorunu olduğuna değinen Prof. Dr. Cihat Ünlü, şunları söyledi:

“Bu da çok ciddi bir sağlık sorunu. İncelemelerle birlikte tüm muayeneleri yapıyoruz. Kistler, myomlar, endometriozis dediğimiz çikolata kistleri buna neden oluyor. Bu kistlerin teşhis edilir edilmez çıkartılması önemli bir faktör. İlaç tedavisini mutlaka kullanıyoruz. İlaç tedavileri öncelikle bu kistlere yönelik olarak verilebilir. İlaçla önlenebilecek kistleri ortadan kaldırıyoruz. Ağrıya yönelik tedaviler veriyoruz, çok çeşitli ağrı kesiciler kullanıyoruz.

Hasta henüz ağrı başlarken ilacı alırsa daha etkili oluyor. Ağrı kesici tedavisinde en önemli kriter bu. Doğum kontrol hapları da yumurtlamayı baskılayarak adet dönemi sancılarını ortadan kaldırabiliyor. Etkili olabilmesi için bu hapların belirli dönemlerde kullanılması gerekiyor.”

Ntvmsnbc

Artık yeni trend normal doğum

admin tarafından 4 Ekim 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Artık yeni trend normal doğum!

Amerika’da sezaryenle doğum yüzde 15 civarında iken, Türkiye’de normal doğum bu oranda tercih ediliyor. Fakat uzmanlar anne adaylarının bilinçlendikçe artık normal doğumu tercih ettiğini söylüyor
80′li ve 90′lı yıllarda popüler olmaya başlayan sezaryen doğum, artık eski popüleritesini kaybediyor. Normal doğumun iyileşme sürecinin daha kısa olduğunu, cerrahi risklerin olmadığını öğrenen anne adayları artık normal doğumu tercih etmeye başlıyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuri Ceydeli sorularımızı yanıtladı.

DOĞUM ŞEKLİNE KARAR

Nasıl doğum yapmak gerektiğine kim karar vermeli? Anne mi, doktoru mu?
Kişiler bu kararı alırken birçok faktörden etkilenmektedir. Bu aşamada daha önce kişinin yaşanmış doğum tecrübeleri, yakın çevrenin aktardıkları, medyadan edinilen bilgiler, aile büyüklerinin daha önceden yapmış olduğu doğumlar ile ilgili tecrübeleri, gebeliği takip eden doktorun tecrübesi ve önerileri gibi birçok faktör, anne adayının kararında etkili olmaktadır. Az önce bahsedilen durumlar her ne kadar önemli olsa da asıl belirleyici anne adayının kendisinin ne istediği, beklentileri, duygularıdır.

Anne adayı sorun olmadığı halde sezaryen istiyorsa, doktorun tavrı ne olmalı?

Tabii ki doğum şeklini eğer herhangi bir tıbbi gereklilik yoksa anne adayı belirlemelidir. Burada doktora düşen görev; her iki doğum şekli için de artı ve eksileri anlatmak ve hastanın aklındaki tüm sorulara cevap vermektir. Doktor bu süreçte karar verici değil, sadece hastayı destekleyici olmalıdır. Normal doğurmak isteyen bir hastayı zorla sezaryen yapmak veya tam tersi sezaryen olmak isteyen bir hastayı normal doğuma zorlamak doğru değildir. Burada unutulmaması gereken en önemli nokta; eğer gerçekten tıbbi olarak sezaryen olmak gerekiyorsa veya normal doğumu zorlayacak veya engelleyecek bir sorun varsa hastaya bu durum için detaylı bilgi verilmelidir. Aksi takdirde, yani herhangi bir sorun yoksa normal doğum konusunda özendirilmelidir.
n Normal doğum ve sezaryenin avantaj ve dezavantajlarını sıralayabilir misiniz?
Normal doğumda günlük hayata dönmek daha kolay. Sezaryen gibi bir ameliyat olmadığı için iyileşme süreci daha hızlıdır. Emzirme dönemi daha hızlı başlar. Ameliyatın getirdiği cerrahi riskler alınmamış olur. Bir miktar kanama riski ve bebeğin stres altında kalması olasılığı fazladır ama kabul edilebilir düzeydedir.

YILLARA GÖRE DEĞİŞİYOR
Doğum yöntemlerinin de trendi var mı?

Doğum tercihleri yıllar içinde farklılıklar göstermektedir. Eskiden normal doğum tercih edilirken, 80′li-90′lı yıllarda sezaryen doğum daha ön plana çıktı. 90′lı yılların ikinci yarısından sonra tekrar normal doğuma doğru bir kayış söz konusu oldu. Anne adayları bilgilendikçe, bilgiler paylaşılabilir hale geldikçe normal doğum daha popüler hale gelmeye başladı. Avrupa ve Amerika’daki normal doğum-sezaryen oranları Türkiye’deki ile genellikle ters yöndedir. Örneğin Amerika’da sezaryen doğum oranı maksimum %10-15 civarında iken, Türkiye’de %80′ler civarındadır. Zaman ilerledikçe ve halk bilinçlendikçe normal doğum oranları modern toplumlarla aynı oranlara doğru yükselmesi beklenmektedir.

Hangi durumlarda sezaryen gereklidir?

Tabii ki doğum şeklini belirlerken bebeğin kilosu, anne karnında yerleşim şekli, plasentanın yeri, annenin kemik yapısının uygunluğu çok önem kazanmaktadır. Bir de ne kadar değerlendirme yapılırsa yapılsın doğum dinamik bir süreçtir. Yani doğum eylemi başlamadan kişinin doğumunun kolay mı yoksa zor mu olacağını öngörmek çok kolay değildir. Bu sebeple herhangi bir engel durum yoksa normal doğum eyleminin başlamasını mutlaka beklemek gereklidir. Süreç başladıktan sonra yani hastanın ağrıları başladıktan, suyu geldikten veya kanaması olduktan sonra doğum eylemi başlamış demektir.
4000 gr. üzeri bebek ağırlığı, çoğul gebelikler, plasenta previa gibi bebeğin eşinin duruş bozuklukları, makat prez., baş-pelvis uygunsuzluğu, çeşitli vajinal aktif infeksiyonların varlığı, normal doğuma engel olabilecek anneye ait hastalıklar sezaryenle doğumu gerektirmektedir. Ancak görüldüğü gibi bu liste giderek kısalmaktadır.

Sezaryen Doğum 2010