Türkiye’de sezaryenle doğum oranının yüzde 40′lara çıkması ve bunun bir türlü önüne geçilememesi Sağlık Bakan-lığı’nı yeni önlemler almaya itti. Bakanlığın hazırladığı ‘Doğum Eylem Yönetimi Rehberi’ne göre artık sezaryen için gerekli bazı şartların oluşması istenecek. Sezaryenle doğum yapacaklar için özel bir form doldurulacak.
Türkiye’de sezaryenle doğum oranının yüzde 40′lara çıkması Sağlık Bakanlığı’nı harekete geçirdi. Bakanlık, gerekli şartlar dışında, bu yöntemle doğumun yapılmasını istemediği için ‘Doğum Eylem Yönetimi Rehberi’ hazırladı. Rehberde, sezaryen ile doğumların yüzde 40′lara ulaştığı belirtilerek, sadece “Anne istiyor” diye sezaryen yapılmaması gerektiği belirtildi. Rehberde, sezaryen ile doğumlara form düzenleneceği bildirildi.
Dünya Sağlık Örgütü’nün sezaryenle doğum hedefinin yüzde 5-15 olduğu hatırlatılan rehberde şu bilgilere yer verildi: “Bakanlığımızca anne sağlığını korumak amacıyla ülke genelinde kamu ve özel sağlık kuruluşlarında doğum eylemi ve sonuçlarının izlenmesi çalışmalarına başlanmıştır.”
Sezaryen ile doğumun cerrahi bir girişim olduğuna dikkat çekilen ‘Doğum Eylem Yönetimi Rehberi’nde bu şekildeki doğumların tıbbî gerekçelerle yapılmasının esas olduğuna, normal doğuma alternatif olmadığına işaret edildi. “Sezaryen planlanırken, hamileye özgü yararları ve riskleri göz önüne alınmalıdır. Annenin istemi, sezaryen için tek başına yeterli bir neden olmamakla beraber, kişiye ait aşırı korku, endişe, panik gibi psikolojik durumların varlığı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu durumlarda yeterli ve doğru danışmanlık verilmelidir.” denilerek tüm tıbbi müdahalelerde olduğu gibi, sezaryen olgularında da bilgilendirilmiş ve aydınlatılmış hasta onay formu alınması gerektiği belirtildi. Uygun olan vakalarda sezaryen sonrası normal doğum önerilmesi gerektiği anlatılarak, uygulama öncesi girişimin risklerinin anne adayına, aydınlatılmış hasta onay formu ile açıklanması gerektiğine vurgu yapıldı.
Daha önce sezaryen ile doğum yapmış gebelere gebelik, eylem ve doğum sırasında sürekli ebe bakımı almaları önerilmesi gerektiği belirtilerek önceden hem normal doğum hem de sezaryen ile doğum yapmış olan gebelerin normal doğuma daha yatkın olduğu açıklaması yapıldı.
Hangi hallerde sezaryen yapılacak?
Rehberde sezaryen yapılacak durumlar ise şöyle anlatıldı: “Sezaryenle doğum ancak, bebekte sıkıntı hali, çoğul gebelikler, bebeğin anne karnında normalden farklı durması, boyunda kordon dolanması, annenin HIV virüsü taşıması gibi durumlarda tercih edilebilir. Anneden çocuğa bulaşma, hiçbir müdahale yapılmayan doğumların yaklaşık yüzde 25,5′inde görülür. Sezaryen ile doğumda çocuğa bulaşma anlamlı bir şekilde azalmaktadır (0,05-0,55). HIV pozitif gebelere planlanmış sezaryen önerilmelidir.
Bebekleri anne sütüyle beslemenin faydaları saymakla bitmiyor.
Avustralya’da yapılan araştırmaya göre, altı aydan uzun süre anne sütüyle beslenen çocukların ruhsal sorunlar yaşama olasılığı daha düşük olabiliyor.
Avustralya’da çocuk sağlığıyla ilgili araştırmalar yapan bir enstitü, iki bin 350’den fazla çocuğu takip altına aldı.
Çocuklar, iki, beş, sekiz, 10 ve 14 yaşlarına geldiklerinde ruh sağlığı değerlendirmesine tabi tutuldu.
Araştırmacılar, yaptıkları çalışmada, anne sütüyle beslenen bebeklerin stresle daha iyi şekilde başa çıkabildiği sonucuna vardı.
Araştırmaya katılan çocukların % 11’inin anne sütüyle hiç beslenmediği, %38’inin altı aydan daha az, % 51’inin ise altı ay ya da daha uzun süre anne sütüyle beslendiği belirtiliyor.
Doğum Sonrasında Kısa Süreli Emzirilen Çocuklar Saldırgan Olabiliyor
Doğum sonrasında kısa süre emzirilen çocukların, saldırgan bir yapıya daha yatkın olabildiği kaydediliyor.
Anne sütüyle beslenilen aylar uzadığında davranış biçimi ve ruh halinin daha iyi olduğu göze çarpıyor,
Araştırmaya göre, bebeklerini kısa süre emziren annelerin özellikleri de şöyle sıralanıyor;
Daha genç, az eğitimli ve genelde yoksul olan bu anneler diğerlerine göre daha gergin…
Türkiye’de sezaryen oranları gün geçtikçe artıyor. 2002′de yüzde 21-22 olan genel sezaryen ortalaması bu yıl büyük bir artışla yüzde 47.43′e yükseldi. 2009 verilerine göre İstanbul’da sezaryen ortalaması yüzde 52.52, Ankara’da 46.25 ve İzmir’de yüzde 59.13 olarak belirlendi. Sezaryen oranlarında birinci olan yüzde 70.50 ile Edirne’de her 10 kadından 7′sinin sezaryenle doğum yaptığı ortaya çıkarken Ağrı’da ise sezaryen oranı yüzde 13.04 olarak saptandı. Türkiye’deki yüksek oranların aksine Hollanda, Belçika ve Fransa’da sezaryen yüzde 20′nin altında seyrederken, Amerika’da yüzde 15′lerde kalıyor. Sezaryenle doğum rakamları bu kadar yükselmeye başlayınca Sağlık Bakanlığı da harekete geçti. Sağlık Bakanı Recep Akdağ, yüzde 40 olan sezaryenle doğum oranının kabul edilemez olduğunu söyledi. Akdağ, Türkiye’de geçen yıl 1 milyon 165 bin doğum gerçekleştiğini ve sezaryen oranının yüzde 40 olduğunu söyledi. Bakan Akdağ, “Kadın doğum dernekleri yöneticileriyle görüşüyoruz. Ülkemizde sezaryen oranlarını azaltacağız” dedi. Normal doğuma ödenen para ile sezaryene ödenen miktarın aynı olduğunun altını çizen Bakan Akdağ, şunları söyledi: İki doğumda da doktorların performans ek ödemeleri aynı. Zorunlu olmadan sezaryen yaptırılmışsa, özellikle hekim yönlendirmişse, buna ağır cezalar getireceğiz…
DNA’LARINDA DEĞİŞİM OLUYOR
Sezaryenle doğan çocukların hayatını etkileyecek büyük bir tehlike var. İsveçli uzmanlara göre, sezaryenle doğan çocuklar sağlık açısından sorunlar yaşıyor. Karolinska Enstitüsü’nde yapılan araştırma, sezaryen yönteminin neden olduğu genetik yapıdaki değişimin şeker, kanser ve astım hastalıklarının görülme riskini artırdığını ortaya koydu. Araştırmada sezaryenle doğan çocukların DNA’larında da değişim olduğu belirlendi. Doktorlar bunu, doğumda bebeklerin yaşadığı strese bağladı.
EN İYİSİ NORMAL DOĞUM
Kadın Doğum Doktoru Erhan Cankat, doğumun, adı üstünde “normal” olması gerektiğini söyledi. Kadınların sezaryen doğumu tercih etmesinin bir çok sebebinin olduğunu belirten Cankat, bunun en büyük etkisinin korku olduğunu vurguladı. Doğum sancısı ve vajinanın genişlemesi endişesinin de kadınları sezaryene iten nedenlerden biri olduğunu belirten Dr. Erhan Cankat, sezaryenle doğumu daha çok çalışan kadınların tercih ettiğini söyledi.
BEBEĞİN ÖLÜM RİSKİ DAHA FAZLA
Sadece doğum sancılarından korktukları için normal doğum yerine sezaryenle doğum yapmayı düşünen kadınlara ABD’li uzmanlardan uyarı geldi. Uzmanlar, sezaryenle dünyaya gelen bebeklerin ilk bir ay içinde ölüm riskinin, normal doğumla dünyaya gelenlerden 3 kat daha fazla olduğunu belirtti. Çünkü normal doğum, bebeklerin nefes alıp verme faaliyetlerinin daha düzenli olmasını sağlıyor.
8 KAT KESİLİYOR
Sezaryen doğumda ciltten başlayarak 8 kat tabaka kesiliyor ve doğumdan sonra da aynı sırayla dikiliyor. Bu tabakalar sırasıyla şöyle:
* Cilt
* Cilt altı yağ dokusu…
* Kasların koruyucu kılıfı…
* Kas tabakası…
* Karın iç zarı…
* Uterus zarı…
* Uterus kası…
* Amnion zarı…