Loğusalık
Doğumdan sonraki ilk altı haftaya loğusalık dönemi denir. Bu dönemde, organizmada gebeliğe bağlı olarak meydana gelmiş değişiklikler yavaş yavaş düzelerek sonunda tekrar başlangıçtaki duruma ulaşılır. Bu dönüşümler ilk elde hor-monal sistemle ilgilidir, buna bağlı olarak da bütün organları, dolaşım ve sinir sistemlerini kapsar. Aslında tam da bu dönemde sizin için en gerekli şey bol bol dinlenmektir, ama herhalde bebeğiniz size pek rahat vermeyecektir. O nedenle kendiniz olabildiğince az iş yapmaya çalışın ve başkalarından yardım isteyin. Belki eşiniz iznini uzatabilir, olmazsa büyük anne ve büyük babalardan destek alırsınız.
Ameliyattan sonra doğum sancısı şeklinde ağrılar
Sezaryenden sonraki ilk günlerde hâlâ doğum sancısı şeklinde ağrılar olabilir. Çünkü oksitosin hormonunun salgı-lanmasıyla dölyatağı kası sürekli olarak kasılır, böylelikle de dölyatağı büzüşüp tekrar normal büyüklüğüne döner. Bu hormonun salgılanması emzirmeyle daha da arttığı için, bu “doğum sonrası sancılar”ın özellikle de emzirme sırasında ya da hemen sonrasında ortaya çıkması çok mümkündür. Doğumdan sonraki ilk gün rahmin ağırlığı yaklaşık 1.000 gramı bulur; küçüldükten sonra, yani altı-sekiz haftalık bir sürenin sonunda sadece 50-70 gram gelir.
Loğusa akıntısı
Doğumdan hemen sonra loğusa akıntısı denen bir akıntı olur. Normal olarak dört, altı hafta kadar sürer. Rahimden atılan bir salgıdır bu ve asıl olarak da artakalmış kan kalıntılarından, doku hücrelerinden, yara salgısından oluşur. Başlangıçta loğusa akıntısında kanlı kısım ağır basar, o yüzden de ilk günlerde akıntı daha çok kırmızı bir renk gösterir. Bu süre içinde, rahmin iç tarafında, plasentanın çözülmesiyle oluşan yara da iyileşir. Dölyatağı, doğum sonrası sancılar denen kas kasılmalanyla bu yarayı kapatır. Bu sırada küçük kan damarlan sıkışır ve böylece kanamalar da otomatik olarak kesilir. Genel olarak ameliyattan en geç 14 gün sonra bu türden kanamalar artık olmaz, bu durumda loğusa akıntısında da artık taze kan olmaması gerekir.
Loğusa akıntısı nedeniyle enfeksiyon tehlikesi!
Loğusa akıntısı, çok miktarda mikrop barındırdığı için enfeksiyona yol açma olasılığı çok yüksek bir salgıdır. Ama bu, hijyen konusuna özel bir özen gösterir ve hijyen kurallarını tam olarak yerine getirirseniz ilkesel olarak bir problem oluşturmaz.
Enfeksiyon tehlikesi öncelikle karın yarası için vardır. O nedenle loğusa akıntısının karın yarasıyla kesinlikle temas etmemesi gerekir. Bu temastan kaçınmak için, loğusa akıntısı devam ettiği sürece, yıkanırken küveti doldurup içine girmek yerine duş almayı yeğlemelisiniz.
Aynca eczanelerde loğusalara özel bağlar da satılmaktadır. Bunlar çok miktarda sıvıyı emebilen bezlerdir. Tampon kullanmaktan kesinlikle kaçınmalısınız; çünkü bu, loğusa akıntısının birikmesine, dolayısıyla da enfeksiyon tehlikesinin daha çok artmasına neden olabilir.
Loğusa akıntısı ne kadar uzun sürerse içindeki kan miktarı da da o kadar azalır. Yani rengi önce kırmızıdan kahve-rengimsi kırmızıya, sonra da kirli beyazdan beyaza dönüşür. Beyaz loğusa akıntısı, özellikle, dölyatağındaki iç katmanların yıkıma uğramış hücrelerinden oluşur: Rahim kü-çülebilmek için sürekli olarak azar azar hücre atar. Sonunda asıl büyüklüğüne ulaştığında loğusa akıntısı da kesilir.
Loğusa akıntısını iyice inceleyin!Akıntı kötü kokmaya başladıysa doktorunuzu ya da ebenizi arayın.
Akıntıda ansızın taze kan parçalan olursa hiç vakit kaybetmeden doktorunuza bilgi verin.