Sezaryen Tarihi

Sezaryen Tarihi

20. Eyl, 2008 tarihinde yazıldı. Kategori:Sezeryan Doğum

Sezaryenin gelişim öyküsü

Sezaryen ya da “sectio caesarea” bu adı nereden aldı? Bir çocuğun karnın açılması yoluyla dogurtulmasınm neden bu kavramla anlatıldığını bugüne kadar kesin olarak bilen yok. Bir teori, daha sonra antik Roma’nın imparatoru olacak Jül Sezar’ın Milat’tan önce 15 yılında annesi Aurelia’nın karnından ameliyatla çıkarıldığı söylencesine dayanıyor. Günümüzde araştırmacılar daha çok, “caesarea” sözünün Latince “caedare” (kesmek) fiilinden geldiğini düşünüyorlar. Bu türden bir ameliyat ayrıca “abdominal kesiyle doğum” ya da “utenısun cerrahi yoldan açılması yoluyla gebeliğin ameliyatla sonlandınlması” şeklinde de niteleniyor.

Sezaryen: Aslında en eski ameliyatlardan biridir

Sezaryenle doğum insanlık tarihinde çok uzun yıllardan beri uygulanıyor. Hemen hemen tüm kültürlerde doğrudan doğruya anne karnından yapılmış az ya da çok başarılı doğurtmalara ilişkin kayıtlar vardır. Tıp tarihinin akışı içinde gerek sezaryen tekniği, gerekse de buna ilişkin endikasyon (gereklilik ç.n.) kuralları tekrar tekrar değiştirilmiş ve gitgide inceltilmiştir. Ortaçağın başlarında sezaryen yalnızca zorunlu önlem sayılıyor ve annenin doğum sırasında ölmesi halinde, doğmamış çocuğu kurtarmak için uygulanıyordu. O çağlarda çocuğun hayatı önde geliyordu; annenin bu ameliyata dayanıp dayanamayacağı tali bir konuydu.

19. yüzyılın geç dönemlerine kadar, doğum yapmakta olan kadınların çoğu ya sezaryen sırasında ya da sonrasın da ölüyordu. O zamanlar bu müdahalede ölüm oranı yüzde 70 ila 90 arasındaydı. Bir yandan ameliyatlarda ağrı giderici yöntemlerin henüz olmayışı, öte yandan da sezaryeni kansız gerçekleştirmeyi sağlayacak yöntem ve tekniklerin bulunmaması bunun nedenleri arasındadır. Sonunda 1875 yılında İtalyan Cerrah Eduardo Porro ölüm oranını yüzde 50′ye düşüren bir yöntem geliştirdi. Sezaryen ameliyatını kestirmeden dölyatağının çıkarılması ameliyatıyla (histerektomi) birleştirerek, doğum yapan kadının dindirilemeyen uterus kanaması yüzünden ölmesi tehlikesini en aza indirdi. Birkaç yıl sonra da Leipzigli cerrahlar Saenger ve Kehrer’in buldukları yöntem yardımıyla, dölyatağı kanamasını dikişle durdurmak birçok durumda mümkün oldu. Bunu izleyen onlarca yıl içinde sezaryen için cerrahi teknikler sürekli geliştirildi ve komplikasyon oranı düşürüldü. Ağrı tedavisi için komplikasyonsuz yolların devreye girmesi de sezaryendeki tehlikeyi önemli ölçüde azalttı. Günümüzde, ameliyat salonlarında steril çalışma yöntemlerinin yerleşmesinden ve enfeksiyonlara karşı etkili ilaçların, antibiyotiklerin bulunmasından sonra, bir kadının sezaryen ameliyatında ölme riski sadece yüzde 0,01 kadardır.

Etiket:

Benzer Yazılar

6 Yorum

opti3

01. Oca, 2009

tesekurler aydınlandık ancak eksik olan sezaryan 0,01riskle yapılmaya baslama tarihi ne dir
steril ortamda antibiyotikle
yani

ersel

14. Mar, 2009

emzirmeyip enfeksiyonlarla mücadele edilecekse . artık iyi ilaçlar var diyebilirsiniz. vücüda okadarda zaraarı varken

özlem

22. Ağu, 2009

benimdekalbim delik oyüzden sezaryan diyolar sizce doru bişeymi sezar yan

fatma

24. Ağu, 2009

keyfi sezeryan olmayında arkadaşlar mecbursanız allah şifa ve kolaylık versin ben sezeryana karşı bir insandım ama allah 3 defa başıma verdi hiçte kolay değil sonrasında normal bir hayat sürmek eskisi gibi olamıyor insan her doğumda biraz daha güç kuvvet yitiriyor insan

pakize

26. Ağu, 2009

ya bu gun usaın bolt bıle geç doğmuş .. sezeryan almış başını gıdıyor yanı 19. yuzyıl oncesı ne oluyordu .tabi para çok olunca zalım dr lar sezeryana yoneltıyorlar halkı..

arzu

29. Eki, 2009

20 haftalık ikiz gebeyim 36. haftada bebekler sezaryanla alınacak hangi aya geliyor bilmiyorum dogrumu sence cocuklar yanlamsına yatıyor

Yorum Yap