Sağlık Bakanlığının sezaryenle doğumların azaltılmasını istediği halde, özel hastanelerde bu talimata uyulmadığı, aksine yüksek oranlarda sezaryen doğum yaptırdıkları tespit edildi.
Van’da 2009 yılında gerçekleşen doğumların 27 bin 370 olduğu ve 2010 yılının ilk 3 ayında ise 5 bin 730 doğumun gerçekleştiği öğrenildi.
Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde 2009 yılında 2 bin 290 sezaryen doğum gerçekleşirken, 8 bin 887 normal doğum yaşandı. Bu verileri göre de her 100 anneden 22’sinin sezaryenle doğum yaptığı ortaya çıkıyor. 2010 yılının ilk üç ayında ise, 482 sezaryen doğum gerçekleşirken bin 710 normal doğum olduğu öğrenildi. Buradan da her dört doğumdan bir doğumun sezaryenle olduğu öğrenilirken, özel hastanelerde ise her dört doğumun üçünün sezaryenle olduğu ortaya çıkıyor. Bu sonuçla devlet hastanelerinde sezaryenle doğumlar yüzde 22 iken, özel hastanelerde bu oran yüzde 70-75’ler civarında bulunduğu ortaya çıkıyor.
İşte özel hastanelerin doğum oranları
Medical Park Hastanesi
2009 yılında gerçekleşen doğum oranı 414. Bunlardan 267’si sezaryen doğum iken, 147’si ise normal doğum. 2010 yılının ilk üç ayında ise gerçekleşen doğum 266. Bunlardan 164’ü sezaryen iken, 102’si de normal doğum. Burada çıkan sonuç da çok ciddi boyutlarda. Burada da sezaryen doğum oranı yüzde 62 civarında.
Özel İstanbul Hastanesi
Bir yıl önceki rakamlara bakıldığında İstanbul Hastanesindeki sezaryen doğum oranları adeta korkunç boyutlarda bulunuyor. Hastanede gerçekleştirilen her dört doğumun 3’ü sezaryenle yapılmıştır. Yani sezaryenle yapılan doğumların oranı yüzde 75-76 seviyelerinde.
2009 yılında gerçekleşen doğum oranı 422. Bunlardan 322’si sezaryen doğum iken 100 doğum ise normal. 2010’nun ilk üç ayında ise gerçekleşen doğumlardan dörtte birinin normal doğum olduğu öğrenildi.
Bilgisine başvurduğumuz İstanbul hastanesi doğum uzmanları Op. Dr. Özlem Canbolat Bayramoğlu, Op. Dr. Koray Bayramoğlu, ikili ekip halinde hastaneye başvuran annelerin tamamına yakınını sezaryenle doğuma yönlendiriyorlar.
Bilgi almak üzere başvurduğumuz Op. Dr. Koray Bayramoğlu; “Siz neyi arıyorsunuz? Biz hekimiz, ne yapacağımızı iyi biliyor ve kararı biz veririz. Sezaryenle doğumlar ileriki tarihlerde anneler için sakıncalı olmaz. Sadece 3 çocuktan sonraki doğumları riskli olabilir.” Diyerek büyük bir tepki gösterdi.
Özel Divan Hayat Hastanesi
Özel Divan Hastanesinde de sezaryenle doğum vakaları son dönemde hızlı bir yükselişe geçtiği gözlemlendi. Ulaştığımız verilere göre burada da sezaryen usulü yapılan doğumların oranı son üç ayda yüzde 50-60’ları bulmuş bulunuyor.
2009’da gerçekleşen doğum oranı 291. Bunlardan 151’i sezaryen doğum iken 140’ı normal doğum. 2010’nun ilk üç ayında ise 85 doğumun 59’u sezaryen iken 26’sı normal doğum.
Özel Akdamar Hastanesi
2009 yılında gerçekleşen doğum oranı Bin 254. Bunlardan 548’i sezaryen doğum iken 706’sı normal doğum. 2010’nun ilk üç ayında ise gerçekleşen doğum 133. Bunun 85’i sezaryen iken 48’i normal doğum.
YYÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi
2009 yılında gerçekleşen doğum oranı 2 bin 658. Bunlardan bin 697 sezaryen iken 961 doğum ise normal. 2010’nun ilk üç ayında ise gerçekleşen doğum oranı 550. Bunlardan 314’ü sezaryenle gerçekleşirken 236’sı ise normal doğum olarak gerçekleşti.
Sağlık İl Müdürlüğü verilerine göre Van’da 2009 yılında 27 bin 370 doğumun gerçekleştirildiği öğrenilirken, bu doğumların 5 bin 275’i sezaryenle olduğu öğrenildi. 2010 yılının ilk üç ayında ise Van’da gerçekleşen doğum 2 bin 240. Bunlardan bin 118’i sezaryenle olurken, 2 bin 122’si ise normal doğum olarak gerçekleştiği öğrenildi.
Van’da, 2009 yılında gerçekleşen doğumların 27 bin 370’nin 13 bin 535’i özel hastanelerde gerçekleşti.
Sezaryenle doğumun sakıncası var mı?
Uzmanlardan aldığımız bilgilere göre, sezaryenle gerçekleşen doğumlardan sonra kadınlar 3’ten fazla doğum yapmak isterlerse bu isteğin büyük risk taşıyacağı ifade ediliyor. Yani daha fazla çocuk isteyen aileler sezaryenle doğuma gitmesi durumunda da 3 veya daha fazla çocuk sahibi olamayacakları belirtiliyor. Sezaryenle yapılan doğumların ilk ikisinden sonra kadınların tekrar çocuk sahibi olmaları tıbben risk taşıyor.
Normal Doğum
Normal doğum milyonlarca yıldır bütün memeli varlıkların soylarını devam ettirmekte kullandıkları yöntemdir. En önemli avantajı normal ve fizyolojik olmasıdır. Doğum sonrası anne birkaç saat içinde normal aktivitesine dönebilmekte çok kısa sürede bebeğini emzirmeye başlayabilmektedir. Normal doğumu takiben gebelik öncesi yaşantısına hemen dönebilmekte ve hastanede kalış süresi son derece kısa olmaktadır. Bebek açısından ise avantajı doğum esnasında sıkışıp büzüşen bebeğin akciğerlerinin soluk alıp vermeye daha hazırlıklı olmasıdır. Ayrıca anne ve bebek arasında duygusal temas daha kısa sürede ve güçlü başlamaktadır.
Sezaryen yöntemiyle doğum
Sezaryen anne karın boşluğuna girilerek rahmin açılması ve bebeğin bu şekilde doğurtulmasıdır. Son yıllarda sezaryen doğumlarda çok büyük bir artış göze çarpmaktadır. Bu artışta en önemli faktör anne adaylarının normal doğumdan korkması ve kendilerinin sezaryen olmayı istemeleridir. Sezaryenin en önemli avantajı bebek açısından riskleri en aza indirmesidir. Sezaryen doğumda yukarıda normal doğumda bahsedilen risklerin hemen hemen hepsi bertaraf edilmektedir. Ancak sezaryen ile doğan bebeklerde doğum sonrası ilk birkaç günde solunum sıkıntısı gelişme olasılığı biraz daha fazladır. Buna karşılık sezaryen ile doğum anne açısından normal doğuma kıyasla daha problemlidir. Genel anestezi riski çok düşük de olsa bulunmaktadır. Bu risk epidural anestezi ile ortadan kaldırılabilir. Ameliyat sonrası hastanın kendine gelmesi ve bebeğini emzirmeye başlaması 2-3 saati almakta, annenin ağızdan beslenmeye başlaması ise ortalama 8 saat sonra olmaktadır. Genelde ameliyat sonrası 2 ya da 3 gün hastanede yatması gereken annenin ameliyattan 8 saat sonra ayağa kalkıp dolaşmaya başlaması normal doğuma göre biraz daha problemli olmaktadır. Hastanın normal hayatına dönmesi genelde 4-5 gün kadar sürmektedir. Ameliyat sonrası ilk birkaç saat oldukça ağrılı geçmektedir. Ayrıca yine ameliyattan sonra kişinin en az 6 ay ağır işlerden kaçınması uygun olur. Uzun dönemde ise dikiş yerlerinde zaman zaman ağrılar olması ve karın içinde ameliyat bağlı yapışıklıklar sezaryenin diğer komplikasyonlarıdır.
Uzmanların çoğu doğum yapmaya hazırlanan anne adaylarının tercihi olan sezaryen için “ancak tıbbi gerekçeler olması halinde yapılmalı” dese de geçtiğimiz yıllarda yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye’de tıbbi gerekçelerle yapılan sezaryen oranı yüzde 25’leri buldu. Hiçbir tıbbi gerekçe olmadan gerçekleşen sezaryen sayısının ise çok daha yüksek olduğu belirtiliyor.
HaberTürk’ün haberine göre, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Buyru, doktorların haklarında açılan davalardan çekindikleri için sezaryeni tercih ettiğini söylüyor ve birçok anne adayıyla doktorun tıbbi gerekçe olmadan sezaryene yönelmelerinin bazı özel hastanelerdeki oranı yüzde 80’lere çıkardığına dikkat çekiyor.
İri bebek doğumları
Anne adaylarının son yıllarda iri bebek doğurmalarına daha sık rastlandığını belirten Prof. Dr. Buyru sözlerine şöyle devam ediyor: “Günümüzde doktorlar, aleyhlerine açılan haklı ya da haksız davalar nedeniyle normal doğum yerine sezaryeni tercih ediyor. Çünkü iri bebeklerde normal doğum anında meydana gelen zedelenme sezaryende söz konusu olmuyor.”
Tıbbi gerekçe şart
İnsanların giderek aha az doğum yapması, vajinal doğumdan sonra idrar kaçırma ve cinsel fonksiyon bozukluğu gibi şikâyetlerin daha fazla dile getirilmesi, sezaryeni teşvik eden nedenler olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Buyru’ya göre tıbbi olarak değerlendirilen bazı durumlarda ise sezaryen tek tercih haline geliyor; Bebeğin ters ve başının yukarıda olması, yan durması, suyunun azlığı, tahmini ağırlığının 4 kilogramın üzerine çıkması, annenin şeker veya tansiyon hastası olması bu nedenler arasında bulunuyor.
Sezaryen merakınız başkasının ölümüne neden olabilir!
Türkiye, sağlıkta büyük bir dönüşüm yaptı, milyonlarca sigortalının hastane ve ilaca kolay ulaşımını sağladı. Ancak bunun faturası ağır oldu. Suiistimal ve savurganlıklar da eklenince fatura taşınamaz bir noktaya tırmandı. Sonuçta önlemler zorunlu hale geldi. Alınan her önlem beraberinde farklı sıkıntılara yol açtı.
Sezaryen bu önlemlerden sadece biri. Dünyada genel olarak normal doğum yöntemi tercih ediliyor. Olağanüstü durumlarda, acil müdahalenin kaçınılmaz olduğu hallerde de sezaryene başvuruluyor. Haliyle sezaryen normal bir doğum yöntemi değil. Dünya Sağlık Örgütü, doğumların en fazla yüzde 15′inin sezaryenle yapılmasını normal buluyor. Bu oranın artmasını ciddi bir sorunun işareti olarak algılıyor.
500 BİNİ SEZARYEN
Türkiye’de durum dünyadaki genel uygulamanın tam tersi. Normal doğum oranı son dönemde hızla düşüşe geçti. Ülkemizde doğumların yüzde 15′i değil, yüzde 50′si sezaryenle yapılmaya başladı. Türkiye’de yılda 1 milyon doğum oluyor. Demek ki 500 bin doğumda normal değil, anormal bir durumla karşılaşılmış, acil müdahale gerektiği için de sezaryene başvurulmuş! Sezaryen doğum risklidir. Hem bebeğe hem anneye zarar verir. Sezaryende anne mecburen anestezi alır. Bu kan yoluyla bebeğe geçer. Bebekte sağlık sorunları baş gösterebilir. Üstelik bir doğumu sezaryenle yapan anne artık normal doğum yapamaz. Sosyal güvenlik sistemine getirdiği ek fatura da işin mali boyutudur.
SGK ve Sağlık Bakanlığı bu kötü gidişi durdurabilmek, anne ve çocuk sağlığını güvence altına alabilmek için bir genelge yayınladı. Genelgede olağanüstü durumlarla karşılaşılmadığı sürece normal doğum yönteminin kullanılması gerektiği tüm hastanelere iletildi. Ayrıca sezaryen doğumlar için sigortadan ödenen ücret düşürülürken normal doğumunki yükseltildi. Yani özellikle özel hastaneler için sezaryenin cazibesi yok edilmeye çalışıldı. Açıkça ifade edilmedi ancak Dünya Sağlık Örgütü’nün yüzde 15 sınırı, Türkiye’de uygulanmaya başlandı.
ENGELLİYE NORMAL DOĞUM
Önceki gün Türkiye’nin en büyük doğum hastanelerinden biri olan Zekai Tahir Burak Hastanesi’ne anne adayı bir engelli doğum için geldi. Doktor muayenenin ardından “normal doğum”a karar verdi. Doğum normal, ancak anne adayı Mehtap normal değil. Engeli nedeniyle sık sık kasılma yaşıyor. Doğum anında yaşanacak bir kasılma hem kendisinin hem de bebeğin sonu olabilir.
Doktorun kararı karşısında şoke olan engelli kadının gözlerinden yaş süzülürken, anne ve babası çareyi özel hastanede buluyor. İlk başvuruda “sezaryen” deniyor. Ancak doğumun donanımlı bir hastanede olması kaçınılmaz. Tesadüf eseri olayı öğrendim. Zekai Tahir Burak’ın Başhekimi Dr. Leyla Mollamahmutoğlu’nu aradım. Leyla Hanım anne adayını başka bir doktora yönlendirdi. Sezaryenin şart olduğu sonucu çıktı. Mehtap dün anne oldu. Sağlıklı bir bebek dünyaya geldi.
SGK ve Sağlık Bakanlığı yetkilileriyle görüştüm. Doğumla ilgili genelgeyi sordum. Anladığım şu ki, doktorlar normal doğuma zorlanmıyor. Ancak sözünü ettiğim yüzde 15′lik gizli kota doktorların işini zorlaştırıyor. Anne adayları normal doğum yapabilecekleri halde sezaryende ısrar edip bunu da bir şekilde başarınca kota doluyor. İşte o zaman engelli anne adayına normal doğum kalıyor.
Bugün Gazatesi Erdoğan SÜZER